ORUÇ TUTMUYORSAK SAHURADA MI KALKMAYALIM!
Yıl 1967… Geycekli Âşık Hasan’ın evinde sahur yapılıyor. Oruç tutan aile bireyleri uyanmış, sofraya geliyorlar. Ancak herkesin yüzünde bir hüzün ve isteksizlik var. Çünkü hazırlanan yemek aileye yetecek kadar değildir. Şikâyetçi olsalar da Âşık Hasan amca der ki: “- Çocuklar, şükredin, evde oruç tutmayanlar da var. Ya onlar da kalksa! Yemeğimiz hiç yetmezdi. Allah ne verdiyse sessizce yiyelim, yatalım!”
İşte böyle belki de katığı bile olmayan yemeğe daha başlamamışlar ki uzaktan uzağa Gömbüt Ramazan’ın sahur tenekesinin sesi gelmektedir. Ramazan emmi o gün her ne hikmetse tenekesini daha bir gaydalı çalarak kapının önünde nara atmaya başlayınca oruç tutmayan ve uykuda olan Âşık Hasan’ın oğlu Ali Haydar ve yeğeni Fevzullah uyanırlar. Sanki oruç tutacaklarmış gibi yüzlerini yıkamadan birkaç dakika içinde sofranın başına geçerler. Baba Âşık Hasan sofraya gelen uşaklara der ki:
“- Çocuklar, babanız kurban! Bana kırılmayın. Zaten oruç tutmuyorsunuz. Gördüğünüz gibi yemeğimiz de az. Sizin sofrada ne işiniz var yahu!”
Babasının bu tepkisi üzerine oğul Ali der ki: “- Ne yani baba! Oruç tutmuyorsak sahura da kalkmayalım da tüm gömgöö gâvur mu olalım?”
Dursun YASTIMAN

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir