Kırşehir’in Sessiz Krizi: Trafik ve Otopark

Kırşehir’in son yıllarda en büyük sorunlarından biri hiç şüphesiz trafik ve buna bağlı olarak giderek büyüyen otopark sıkıntısıdır. Şehrin hemen her noktasında vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkileyen bu problem, ne yazık ki herkesin yaşadığı bir mesele olmasına rağmen gündemde yer bulamıyor.

Bugün şehir merkezinde ya da mahalle aralarında kısa bir tur atmak bile sorunun boyutunu görmek için yeterli. Uygun olsun ya da olmasın, hemen her yol kenarında araçlar park edilmiş durumda. Özellikle “iki dakikalık işim var” düşüncesiyle yapılan ikinci sıra parklar, trafik akışını tamamen felç ediyor. Bu durumdan en fazla etkilenenlerin başında belediye otobüsleri, okul servisleri ve acil durum araçları geliyor. Daralan yollarda geçiş imkânsız hâle gelirken vatandaş da oluşan araç kuyruğundan dolayı ciddi zaman kaybı yaşıyor.

Sorun yalnızca ana caddelerle sınırlı değil. Mahalle aralarında kavşaklara bırakılan minibüsler, kamyonetler ve büyük araçlar görüş mesafesini tamamen kapatarak her an kazaya davetiye çıkarıyor. Son dönemde sayıları hızla artan motosikletler, mobiletler ve özellikle sessiz çalışan elektrikli araçlar da bu riski daha da büyütüyor. Ses çıkarmadan hareket eden bu araçların yoğun trafikte fark edilmesi zorlaştığı için hem sürücüler hem de yayalar açısından ciddi tehlike oluşuyor.

Elbette mesele sadece sürücülerden ibaret değil. Yayalardan kaynaklanan sorunlar da artık göz ardı edilemeyecek boyutta. Özellikle yaya geçitlerinde trafik ışıklarına uyulmaması, geçiş önceliği konusunda yaşanan bilinç eksikliği ve kuralsızlık, şehir içi trafiği daha da içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Sürücülerin yayaya yol vermemesi kadar, kırmızı ışıkta geçiş hakkının kendisinde olduğunu düşünen yayalar da akışı bozuyor. Kapıcı Camii önünden Atatürk Caddesi’ne ayrılan güzergahta birkaç dakika bekleyen herkes bu karmaşayı rahatlıkla gözlemleyebilir.

Özellikle Atatürk Bulvarı’nın bitimindeki ışıklardan Sanayi Camii kavşağına ve oradan Pazar Yeri yönüne uzanan güzergahta yaşanan yoğunluk, artık büyükşehir trafiğini aratmıyor. Okul çıkış saatleri ve mesai bitimlerinde yaşanan araç kuyrukları, Kırşehir gibi bir şehir için düşündürücü boyutlara ulaşmış durumda.

İşin bir diğer boyutu ise otopark meselesi. Eskiden yalnızca şehir merkezinin sorunu olarak görülen park sıkıntısı, artık mahalle aralarına kadar yayılmış durumda. Ankara Caddesi, Lise Caddesi, Terme Caddesi gibi ana arterlerde park yeri bulmak neredeyse imkânsız hâle gelmişken, Yenice Mahallesi, Medrese Mahallesi ve merkeze yakın diğer yerleşim alanlarında da benzer manzaralar yaşanıyor.

Atatürk Caddesi, eski adıyla Vali Mithat Saylam Okulu çevresi, Mucur Durağı üst bölgesi, Mermerler Camii kavşağı, adliye önü ve askerlik şubesi civarı günün büyük bölümünde tamamen dolu. Eskiden daha rahat olan Çukurçayır bölgesinde bile yeni yapılaşma ve açılan yeme-içme mekânları nedeniyle ciddi yoğunluk oluşmuş durumda.

Bunun en önemli nedeni elbette araç sayısındaki hızlı artış. Ancak sıkıntıyı yalnızca araç sayısının artmasına bağlamak doğru değil. Kural tanımazlık, plansız yapılaşma ve ihtiyaca cevap verecek düzeyde otopark alanlarının oluşturulamaması da sorunu büyüten başlıca etkenler arasında yer alıyor.

Özellikle ana caddelerde faaliyet gösteren bazı esnafların sabah erken saatlerde araçlarını iş yerlerinin önüne ya da yakın çevresine bırakıp gün boyu yerinden oynatmaması, sorunun temel kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yine park yerlerindeki araçların çoğunluğunun bölgede oturanlara ait olduğu, bazılarının günlerce sabit kaldığı bir gerçek. Bu alanlar dolunca arka sokaklar ikinci park alanına dönüşüyor. Bununla da kalınmıyor; bazı iş yeri sahiplerinin dükkân önlerine duba, sandalye ve benzeri malzemeler koyarak kamusal alanı fiilen kendilerine ayırmaya çalışması kabul edilebilir bir durum değil.

Oysa şehirde belli noktalarda mevcut otopark alanları da bulunuyor. Ana caddelerde cep şeklindeki park yerlerine ilave olarak ara sokaklarda çizgilerle bölünen park alanları, Ahi Çarşısı çevresi, Kültür ve Turizm Müdürlüğü arkası ve eski sanayi bölgesindeki geniş alanlar bunlardan bazıları. Ancak bu alanlarda da yeterli sirkülasyon sağlanamıyor. Özellikle eski sanayi bölgesindeki alanın bozuk zemini, vatandaşın burayı verimli kullanmasını engelliyor. Belki belediye bu alan kendisinin olmadığı için detaylı bir düzenleme yapmıyor ama bu kadar aracın park ettiği alana yapılacak harcamanın hesabı yapılmamalı.

Son dönemde yeniden gündeme gelen Elektronik Denetleme Sistemi (EDS) konusu ise trafik ve park sorununda kritik bir aşamaya işaret ediyor. Daha önce büyük bütçelerle kurulan ancak bugüne kadar bazı çekincelerle aktif olarak kullanılmayan bu sistemin yeniden devreye alınması noktasında çalışmalar yapılıyor. Hatta Kırşehir Belediyesinin devir işlemlerini başlattığı ve İl Emniyet Müdürlüğüne devrinin imza aşamasında olduğunu yetkililerden öğrenmiş durumdayım. Ana arterlerde ve bazı ara sokaklarda yapılan yol çizgileri de bu hazırlığın işareti olarak görülüyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. Çizili alanlara verilen süre kadar vatandaşlar park yapabilecekler. Süreyi aşan araçlara otomatik olarak ceza yazılacak. Ceza miktarı da bugünkü rakamla 1.246 TL. Ama çizilen bu alanlar park yeri değil, vatandaşların rastgele park ettiği, hem de düzensiz olarak işgal ettiği alanlar. Kısa süreli ve düzenli park sayesinde trafik akışı da sağlanmış olacak.

Tabii, bu uygulamaya ana arterlerdeki cep parklar ile diğer otoparklar dâhil değil. “Buralarda bir düzenleme yapılacak mı?” şeklindeki sorumu cevaplandıran belediye yetkilisi, ilk hedeflerinin EDS’nin tam olarak kullanıma alınması olduğunu belirtti. Bunun ardından cep parklarda da belirli bir süre — örneğin 30 dakika ya da 1 saat — ücretsiz park imkânı sağlanacağını, bu sürenin aşılması hâlinde ise belli bir ücret alınmasına yönelik bir uygulamaya geçileceğini ifade etti. Böylece kısa süreli işlerini görmek isteyen vatandaş mağdur edilmezken, gün boyu aynı noktada araç bırakılmasının da önüne geçilmiş olacak. Kontrollü süre yönetimi ve ücretlendirme ile sirkülasyon sağlamak, şehir adına daha faydalı bir çözüm olacaktır.

Şehir planlamasında dikkat çeken bir diğer konu ise eski kamu binalarının geleceğidir. Özellikle eski Emniyet Müdürlüğü ve mevcutta Defterdarlık olarak kullanılan eski Adliye binasının, Hükümet Konağı tamamlandıktan sonra yıkılarak yerine altı otopark, üstü dinlenme ve sosyal yaşam alanı olacak şekilde düzenlenmesi yönünde güçlü bir beklenti bulunuyor.

Ancak edindiğim bilgilere göre eski Adliye binasının tarihi eser olarak tescil edilmesi amacıyla ilgili kurula müracaat yapıldığı yönünde bilgiler var. Eğer bu süreç tamamlanırsa değil bu yapıyı yıkmak müdahale etmek neredeyse imkânsız hâle gelecektir.

Açıkça ifade etmek gerekir ki, 1960’lı yıllarda yapılmış bu binanın tarihi eser niteliği taşımadığı hepimizin malumudur. Şehrin merkezinde böylesine kritik bir alanın geleceği, masa başında alınacak bir kararla kilitlenmemelidir. Somut tarihi veya mimari bir değeri olmayan binanın tescil konusu yeniden gözden geçirilmelidir.

Bir diğer önemli başlık ise stadyumun yeri meselesidir. Bu konu yalnızca spor yatırımı değil, aynı zamanda şehircilik ve ulaşım planlaması açısından da son derece kritik bir karardır.

Yapılacak yeni stadyum için aynı bölgenin değerlendirilmesi kanaatimce doğru değildir. Şehrin merkezinde kalan bu alan artık Kırşehir’in nefes alabileceği nadir boşluklardan biridir. Bu nedenle buranın Kent Park’a dâhil edilerek geniş bir meydan, tören alanı, yeşil yaşam alanı ve sosyal etkinlik merkezi olarak değerlendirilmesi çok daha doğru olacaktır.

Kırşehir gibi belli bir bölgede yoğunlaşan şehirde artık her boş alanı betonla doldurmak yerine, yaşam alanları oluşturmak zorundayız. Eski stadyum alanı bu anlamda büyük bir fırsattır.

Öte yandan yeni stadyum için önerilen bazı alanların şehir merkezine uzak olduğu yönündeki eleştiriler de dikkate alınmalıdır. Uzak noktada yapılacak bir tesisin hem ulaşım hem de kullanım açısından canlı tutulması oldukça güç olacaktır.

Öte yandan uzun süredir bekletilen köy ve mahalle dolmuşları durağı bir an önce tamamlanarak hizmete açılmalıdır.

Bir diğer hususta, yeni yapılan binalarda zorunlu sayıda otopark yapma şartına uyulmasıdır. Türkiye genelinde olduğu gibi Kırşehir’de de konut üretenler, bedelini belediyeye ödemek kaydıyla eksik park yeri ayırıyor. Bu uygulamaya son verilmesi gerekiyor.  

Sonuç olarak Kırşehir’in trafik ve otopark sorunu günübirlik çözümlerle aşılabilecek bir mesele değildir. Bilimsel verilere dayanan, şehir planlamasını esas alan, uzman kurumların katkı sunduğu uzun vadeli bir çalışma şarttır. Bu noktada en büyük görev Kırşehir Belediyesi başta olmak üzere Valilik, Emniyet Müdürlüğü ve ilgili kurumlara düşmektedir.

Bu mesele artık sadece sürücülerin ya da yayaların değil, hepimizin ortak sorunudur. Kırşehir’in daha yaşanabilir bir şehir olması için tüm kurumların el ele vererek kalıcı çözümler üretmesi zorunluluktur.

Osman DEMİR

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir