Refik Soykut: Ahiliğe Adanmış Bir Davanın İzinden
Kırşehir’in manevi kimliğinde derin izler bırakan Refik Soykut, adını Ahilik geleneğiyle özdeşleştirmiş, yaşadığı dönemde hem kültürel mirasın korunmasına hem de şehir bilincinin uyanmasına öncülük etmiş önemli bir isimdir.
Kırşehir’de 1920 (1330) yılında dünyaya gelen Refik Soykut‘un dedesi Balkan Harbinde şehit düşen Kolağası Fettah Efendi. Babası ise Kırşehir’de Evkaf memuru olarak görev yapan Abdullah Hilmi Beydir.
İlk ve orta öğrenimini Kırşehir’de tamamlayan Refik Soykut, 1936 yılında başladığı Kuleli Askeri Lisesini 1939 yılında tamamlar ve Harp Okulunda Topçu Teğmen olarak 1941 yılında mezun olur.
Ülkemizin değişik köşelerinde başarılı bir subay olarak görev yapan Soykut, gönüllü olarak 22 Ağustos 1950 tarihinde Kore’ye gider. Kore 1. Türk Tugayındaki bu görevi 24 Ekim 1951 tarihine kadar sürer. Türkiye’ye dönüşünde atandığı Genelkurmay Başkanlığı Moral Şubesinde göreve başlar. O dönemde Ankara Radyosunda Ordu Saati isimli programlar yapar.
24 Nisan 1958 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde havacılık alanında eğitim alan Soykut, Ortadoğu Amme İdaresi kursunu da bitirir. Yüzbaşı rütbesiyle Tuzla Hava Savunma Okulunda öğretmenlik yaparken 27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasında Tuzla Belediye Başkanlığı görevine atanır. Bu görevini 11 Aralık 1961 tarihine kadar başarı ile yürütür.
Tuzla Belediye Başkanlığı döneminde halkla yakın ilişki kuran Soykut, halkın kasaba temizliğine katılmasını sağlar, hatta eşinin evinin bulunduğu sokağı süpürürken çekilmiş fotoğrafı 5 Ağustos 1960 tarihli Hayat gazetesinde haber olur. Yine halkın desteği ve varlıklı insanların katkılarıyla Tuzla’ya 205 metrelik iskele yaptırır. 1 milyon 250 bin TL bedelli iş belediye bütçesinden sadece 75 lira harcama ile yaptırılır ve iskele 26 Ağustos 1961 tarihinde hizmete açılır. Bu hizmete çok memnun olan yöre halkı Soykut’un adını da “İskele Refik’e” çıkarır.
Tekirdağ Saray ilçesinde Tabur Komutanlığı yapan Soykut, 30 Ağustos 1963 tarihinde Albay rütbesi ile Hayrabolu Askerlik Şubesi Başkanlığına atanır. Bu görevde iken Tuzla Belediye Başkanlığındaki başarısı göz önüne alınarak başta Mustafa Karagüllü olmak üzere Kırşehir ileri gelenlerinin yönlendirmesiyle 12 Eylül 1963 tarihinde istifa ederek AP, CHP ve CKMP’nin desteğiyle bağımsız olarak Kırşehir Belediye Başkan adayı olur. 17 Kasım 1963 tarihinde yapılan seçimlerde %48 oranında oy alarak 27 Kasım günü resmen görevine başlar.
Belediye Başkanı sıfatıyla Refik Soykut, işe hızlı başlar. Şehrin temizliğine önem verir, yeni imar planı hazırlatır, yeni yollar açar, Ahi Evran Zaviye ve Türbesinin etrafında bir alan oluşturmak amacıyla yapıları kamulaştırır. Diğer taraftan da en büyük hayali olan Ahiliği canlandırmak ve Kırşehir’in kültürel varlıklarını tanıtmak için “Aşıkpaşa” isimli bir dernek kurar.
Soykut’un Ahiliğe ve Ahi Evran’a karşı özel bir ilgisi vardır. Kendi anlatımıyla, Maraş’ta alış-veriş yapmak için girdiği bir dükkanın yaşlı sahibi Kırşehirli olduğunu öğrendiği Soykut’a; “Pirimiz Kırşehir’de ama ona sahip çıkmıyor, türbesine bakmıyorsunuz” diye sitem etmiştir. Bunun üzüntüsünü yaşayan Soykut, bulduğu her fırsatta Ahi Evran ve Ahilikle ilgili bilgi toplar, Belediye Başkanı olarak bu yolda yapacağı hizmetlerin hayalini kurar.
Ne var ki, Belediye Başkanı olarak her alanda şehre hizmet etmeye çalışan Soykut’un tarafsız duruşu ve disiplinli davranışı birlikte yola çıktıkları birçok arkadaşını rahatsız eder. İnandığı değerlerden taviz vermek istemeyen Soykut, 12 Haziran 1964 tarihinde yazdığı tek cümlelik dilekçe ile Belediye Başkanlığından istifa eder. Ancak bu kısa sürede yaptığı çalışmalar neticesinde Mustafa Karagüllü ve arkadaşlarının desteği ile ilk Ahilik kutlaması, 08 Haziran 1965 tarihli Havadis gazetesinin haberine göre 9-10-11 Haziran 1965’te gerçekleştirilir. Kırşehirli esnaf, Ahilik değerleri ile yeniden buluşur. Ahiliğin, günümüzde devlet eliyle Kırşehir merkez olmak üzere ülke genelinde kutlanır hale evrilmesi bu çalışmaların neticesidir.

İstifasından sonra Ankara’ya yerleşen Soykut, arkadaşlarıyla birlikte Kırşehir ‘i Sevenler Derneğini kurarak kültür elçisi olarak Kırşehir’e hizmet etmeye devam eder. Refik Soykut’un çabaları yalnızca Ahilikle sınırlı kalmaz. Kırşehir’in manevi mimarlarından biri olan Yunus Emre için de özel çalışmalar yürütür. Yunus Emre’nin Ziyarettepe’deki türbesine sahip çıkar, onarılmasını sağlar, anmalar ve yürüyüşler düzenler. Halkın Yunus’u tanıması, benimsemesi ve anlaması için çeşitli etkinlikler organize eder. O yıllarda hem Kırşehir’de hem de ülke çapında Ahilik ve Yunus Emre adeta yeniden keşfedilir. İlim meclislerinde, kültürel toplantılarda, yayınlanan kitap ve dergilerde Kırşehir’i kültür şehri konumuna getiren Cacabey, Gülşehr-i, Aşık Paşa gibi Alp-erenler konuşulur yazılır hale gelir.
Kırşehir’e duyduğu aidiyet hissi o kadar güçlüdür ki, görev süresince tüm yöneticilerle Ahilik ekseninde ortak çalışmalar yürütür. Bu yüzden Kırşehir halkı onu yalnızca eski bir belediye başkanı olarak değil, Ahiliğe adanmış bir gönül eri olarak görür. Ona “Ahi” unvanı verilir. Bu unvanın manevi ağırlığını daima taşır. Kaleme aldığı yazılar, kitaplar, yaptığı konuşmalar ve kültürel etkinliklerle Ahiliği bir halk bilimi olarak değerlendirmiştir.
Refik Soykut’un bu çabalarıyla Ahilik yalnızca bir geçmiş hatırası olmaktan çıkmış, yaşayan bir kültür haline gelmiştir. Bunca yoğunluğun arasında, Kore Savaşı anılarını konu alan Kore’de Ebedileşen Kahramanlar, Orta Yol Ahilik, Ahi Evran, Esnaflıkta Ahiliğe Yaklaşım, İnsanlık Bilimi Ahilik, Emrem Yunus: Ahiliği, Kültürü, Yurdu gibi kitapları yayınlanmıştır.
O, çok sevdiği askerlik hayatını, gönül verdiği bir kültürel davaya tercih etmiş kendinden sonra gelenlere örnek bir insan olmuştur. 2’si erkek 1‘i kız 3 çocuk babası olan Soykut, 23 Aralık 1998 tarihinde Ankara’da vefat etmiş ertesi gün Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verilmiştir. Soykut ile ilgili araştırma yaparken telefonla aradığım İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğretim Üyesi değerli hemşehrimiz Erol Ülgen’in Refik Soykut ile ilgili Kırşehir’de Ahilik Bayramını Başlatan Bir Öncü: Refik H. Soykut ve Ahilik Kültürüne Katkıları isimli teferruatlı bir makalesi olduğunu öğrendim. Buradaki bilgilerin hazırladığım yazı ile küçük farklar dışında örtüştüğünü gördüm.
Kırşehir kültürüne ilgi duyanların zihninde Soykut’un bıraktığı izler hala tazeliğini korumaktadır. Refik Soykut, bu topraklara yalnızca adını değil, değerlerini de emanet eden gerçek bir Kırşehir sevdalısıdır. Onu rahmet ve minnetle anıyorum.
Arşivimde rahmetli Refik Soykut’la ilgili geniş bir bilgi olmakla birlikte konuyu uzatmamak adına yazımı bir hususu ifade ederek bitirmek istiyorum.
Malumunuz olduğu üzere, Ahilik Ödül Yönergesi gereğince, her yıl Yılın Ahisi, Yılın Kalfası, Yılın Çırağı ve Yılın Yamağına ödül verilirken, Ahilik Hizmet Ödülü ve Ahilik Onur Ödülü de verilmektedir. İlk yıl Ahilik Hizmet Ödülü, KESOB Başkanı Bahamettin Öztürk’ün talebiyle Mustafa Karagüllü ’ye, benim talebim ile de Galip Demir’e verilmesi kabul görmüştü. 2007 yılı Ahilik Törenlerinde Mustafa Karagüllü plaketini bizzat alırken Galip Demir’in törenden kısa süre önce rahmetli olması sebebiyle plaketi oğlu Murat ve eşi Nermin hanıma takdim edilmişti.
Yapılacak ilk Ahilik Törenlerine rahmetli Ahi Soykut’un çocuklarının davet edilerek onurlandırılması, babaları adına Ahilik Hizmet Ödülü takdim edilmesi, Ahi Soykut’a minnet duygularımızın ifadesi olacaktır.
Yaptığım araştırmalarda Kırşehir’de Refik Soykut adına bir cadde veya sokak ismi bulunmadığını tespit ettim. Belediyemizin hem Kırşehir Belediye Başkanlığı yapmış hem de Kırşehir kültüründe derin izler bırakmış Refik Soykut’un adını bir caddeye vermesi isabetli olacaktır, diye düşünüyorum.
