106 Yıl Önce Bu Topraklardan Geçen İrade
Türk milleti sıkıntılıydı.
Yorgundu.
Yoksuldu.
Mağlup sayılmıştı.
Bir imparatorluk dağılmış, orduları terhis edilmiş, silahlarına el konulmuştu.
Köylerde erkekler cephelerden dönememiş, şehirlerde umut sessizliğe bürünmüştü. Sevr denilen bir dayatma ile bir milletin kaderi masa başında çizilmek isteniyordu. Konuşan azdı; çünkü kimsenin konuşacak mecali kalmamıştı.
İşte tam bu atmosferde, 19 Mayıs 1919’da M. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun’dan Anadolu’ya çıktı.
Görevleri sınırlıydı ama sorumlulukları büyüktü.
O gün Samsun’a çıkan sadece bir asker değil; milletin iradesine güvenen bir liderdi.
M. Kemal Paşa, Samsun’dan Havza’ya, oradan Amasya’ya geçti.
Amasya Tamimi ile ilk kez açıkça konuştu:
“Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.”
Ve tarihi cümleyi kurdu:
“Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Erzurum ve Sivas Kongrelerinde Anadolu’nun desteği tamdı.
Artık yol belliydi.
Milli Mücadele’nin merkezi olarak Ankara seçildi. Çünkü Ankara işgal altında değildi. Çünkü Anadolu’nun ortasındaydı. Ve çünkü Anadolu’nun vicdanı oradaydı. İstanbul suskundu; Anadolu konuşmaya hazırdı.
M. Kemal Paşa, bu yolculuk sırasında büyük imkânlarla değil;
milletin duası, desteği ve cesaretiyle yürüdü.
Mucur’a gelişi ve Hacıbektaş ziyaretleri yürüyüşün unutulmaması gereken duraklarıdır.
O gün Mucur’da karşılanan yalnızca bir komutan değildi. Karşılanan; “bitti” denilen bir milletin yeniden ayağa kalkma ihtimaliydi. Yorgun ama onurlu halk, imkânı az ama iradesi güçlü bir şekilde M. Kemal Paşa’nın yanında durdu.
Ardından Kırşehir’e gelişi…
Ahilik geleneğiyle yoğrulmuş bu kadim şehir, Milli Mücadele’ye tereddütsüz destek verdi. Kırşehir halkı, işgalin ne anlama geldiğini biliyordu. Bu yüzden destek sadece sözle değil, duruşla gösterildi. Evini, ekmeğini, duasını paylaşan insanlar; “Bu yol zor ama haysiyetlidir” diyerek safını belli etti.
Ve Kaman…
M. Kemal Paşa’nın Ankara’ya uğurlandığı yer.
Mucur, Kırşehir ve Kaman belki bir yol durağı gibi görülür.
Ama tarihte bazı yerlerin büyüklüğü nüfusla değil, taşıdığı sorumlulukla ölçülür.
Kaman’dan Ankara’ya uğurlanan, sadece bir yolcu değildi; bir milletin kaderiydi. O uğurlayışta gözyaşı da vardı, umut da… Ve en çok da teslim olmayan bir irade.
21 Aralık, M. Kemal Paşa’nın Mucur’a gelişi, 24 Aralık ise Kırşehir’de gördüğü büyük destek ve 25 Aralık Kaman’a gelişi ve 26 Aralık Ankara’ya uğurlanışının 106. yıl dönümü.
106 yıl önce bu topraklar, bir lidere “yalnız değilsin” dedi.
106 yıl önce verilen bu destek, Ankara’da Meclis’e, Sakarya’da direnişe, Dumlupınar’da zafere, sonunda da Cumhuriyet’e dönüştü.
Bu yüzden bu ziyaretleri sadece birer tarih notu olarak değil, Milli Mücadele’nin Anadolu’daki inanç ve mücadele durakları olarak okumak gerekir.
Çünkü M. Kemal Paşa bu topraklardan geçerken yalnızca yol almadı; güç aldı, cesaret aldı, millet oldu.
Bugün bize düşen; bu hatırayı sadece anmak değil, o gün gösterilen birlik ruhunu ve sorumluluk bilincini canlı tutmaktır.
Tarih açıkça şunu söylüyor:
Bu millet, en zor zamanlarda doğru liderin arkasında durmayı bilmiştir.
Ve Mucur, Kırşehir, Kaman…
Bu onurlu duruşun sessiz ama vakur tanıklarıdır.
