KOP, KIRŞEHİR VE YEŞİL KÖY PROJESİ
Geçtiğimiz hafta, Kızılırmak üzerinde bir gerdanlık konumunda olan tarihi Kesikköprü’nün hemen yanı başındaki Cacabey Kervansarayı’nda Kırşehir Valiliği ile KOP İdaresi arasında bir işbirliği protokolü imzalandı.
Adı “Tarımsal Nitelikli Simbiyotik Yeşil Köy Projesi” olan bu işbirliği Türkiye’de bir ilk, bir örnek proje olarak öne çıkıyor. Projenin detaylarına geçmeden önce kısaca KOP İdaresi Başkanlığı ile ilgili bilgiler aktarmak istiyorum.
Konya Ovası Projesi (KOP), bugün pek çok kişi için modern bir kalkınma hamlesi gibi görünse de aslında kökleri toprağın suya hasret kaldığı asırlar öncesine Osmanlı Devleti döneminde hazırlanan sulama projelerine kadar uzanır.
Konya Ovası Projesi (KOP), bugün sadece bir bölgesel kalkınma planı değil; kökleri Osmanlı’nın vizyoner dönemlerine uzanan devasa bir hafızadır. Konya Ovası’nın makus talihini değiştirecek olan ilk büyük ihale ve sözleşme, 10 Kasım 1907 tarihinde İstanbul’da Anadolu-Osmanlı Demiryolu Şirketi ile imzalanmıştır. Bu tarihi sözleşme, -Yahudilerin bizlere Kızıl Sultan diye takdim ettiği ve milli şuurdan yoksun kesimin hemen sahiplendiği- Cennet mekan Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 30 Nisan 1908 tarihinde tasdik edilerek resmiyet kazanmıştır. 1908 yılında inşasına başlanan bu dev proje, dönemin zorlu şartlarına rağmen büyük bir azimle sürdürülmüş ve 1913-1914 yıllarında tamamlanarak hayata geçirilmiştir.
The Journal of Academic Social Science Studies (Akademik Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi. Türkçe, İngilizce, Fransızca, Arapça, Almanca ve Rusça olmak üzere altı dilde yayın yapan uluslararası hakemli dergi) kayıtlarında da önemle vurgulandığı üzere; Beyşehir Gölü’nün bereketli sularını bir isale kanalıyla Konya Ovası’nın susuz topraklarına ulaştırmayı hedefleyen bu girişim, Osmanlı’nın ilk modern sulama projesi olma özelliğini taşımaktadır. İmparatorluktan Cumhuriyet’e miras kalan bu köklü adım, hem stratejik bir mühendislik başarısı hem de coğrafyanın kaderini değiştiren en somut kalkınma hamlelerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Devlet Su İşleri (DSİ) yatırımlarıyla desteklenen ve Konya Kapalı Havzası’nı suyla buluşturan bu kadim girişim zamanla salt bir sulama projesi olmaktan çıkıp Orta Anadolu’nun kaderini yeniden yazan kapsamlı bir kalkınma modeline evrilmiştir.
KOP’un modern tarihindeki en somut dönüm noktası, 8 Haziran 2011 tarihli 642 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın kurulmasıdır. Bu adım, KOP’u mühendislik tabanlı bir altyapı projesi olmaktan çıkarıp devletin doğrudan yönettiği çok sektörlü bir bölgesel kalkınma programına dönüştürmüştür. Kuruluş amacı net olsa da satır araları hayati bir gerçeği fısıldar: KOP, suyun giderek azaldığı bir coğrafyada ayakta kalma stratejisidir. Sınırlı su kaynaklarını verimli kullanmak, tarımı modernize etmek ve iller arası gelişmişlik farklarını azaltmak gibi hedefler; projeyi ekonomik olduğu kadar çevresel ve sosyolojik bir zorunluluk haline getirir.
Başlangıçta Konya, Karaman, Aksaray ve Niğde’den oluşan çekirdek yapı, zamanla bölgesel kalkınmanın sadece coğrafi havzayla değil, ekonomik ve sosyal bağlarla da yönetilmesi gerektiğini kanıtladı. Bu anlayışla 2016 yılı, projenin “altın yılı” oldu:
- 14 Haziran 2016: Nevşehir ve Yozgat’ın katılımıyla projenin etki alanı genişledi.
- 7 Eylül 2016: Dönemin Kırşehir Milletvekilleri Mikail Aslan ve Salih Çetinkaya ile Kırıkkale Milletvekillerinin ortak girişimleriyle Kırşehir ve Kırıkkale de sürece dahil edildi; böylece KOP, sekiz ili kapsayan dev bir kalkınma havzasına dönüştü.
Özellikle 7 Eylül 2016 tarihi, Kırşehir için bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten itibaren şehrimiz; sadece coğrafi komşuluğu ile değil, ekonomik ve stratejik olarak da Konya merkezli bu modelin ana paydaşlarından biri haline gelmiştir. Bu katılım; tarım, enerji ve kırsal kalkınma desteklerine erişimin ötesinde, Kırşehir’in bölgesel planlama süreçlerinde söz sahibi olmasını sağlamıştır. Böylelikle Kırşehir’de kalkınma sürecinde KOP imkanlarından faydalanmaya başlamıştır.
Bugün KOP; tarımdan sanayiye, enerjiden turizme kadar geniş bir yelpazede yerel dinamikleri harekete geçirmeyi amaçlayan entegre bir modeldir. Ancak başarının gerçek ölçüsü, sadece yatırımların büyüklüğü değil, başta su olmak üzere kaynakların ne kadar doğru yönetildiğidir. Yeraltı sularının azalması ve iklim krizi, KOP’un hem en büyük motivasyonu hem de en zorlu sınavıdır.
KOP hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra köşe yazımın giriş bölümünde değindiğim işbirliği protokolüne dönmek istiyorum. Kırşehir’in tarihi dokusuyla modern vizyonunun buluştuğu Kesikköprü, geçtiğimiz günlerde sadece bir imza törenine değil, Türkiye’nin kırsal kalkınma hamlesine yön verecek bir “gelecek tasarımı”na ev sahipliği yaptı. Selçuklu mirası Cacabey’in ruhunu taşıyan Kesikköprü Kervansarayı’nda atılan imzalar, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın vizyoner dokunuşuyla tarımsal üretimde yepyeni bir sayfa açıyor.
İmzalanan “Tarımsal Nitelikli Simbiyotik Yeşil Köy Projesi” klasik bir kalkınma projesinin çok ötesinde anlamlar taşıyor. Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek, KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Dr. Murat Karakoyunlu’nun imzasıyla hayat bulan bu iş birliği; doğanın gücünü teknolojinin imkânlarıyla harmanlıyor.
Projenin merkezinde, KOP’un bölge potansiyelini doğru okuma kabiliyeti yatıyor. Doğalgaz imkânı bulunmayan ancak biyokütle ve güneş enerjisi açısından zengin olan yerleşim alanlarımızda, bu iki kaynağı birleştiren “simbiyotik” bir model kuruluyor. Peki, bu model neleri değiştirecek?
Proje içeriğine ilişkin yapılan sosyal medya paylaşımlarından öte geniş bir bilgimiz olmasa da yaptığım birkaç görüşmede elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Projenin getirisi ne olacak:
- Düşük Enerji Maliyeti: Kurulacak sistemler sayesinde biyokütle ve güneş enerjisi bir arada kullanılacak. Bu durum, tarımsal alanda kullanılacak ucuz enerji ile girdi maliyetleri altında ezilen üretici için büyük bir nefes alanı anlamına geliyor.
- Entegre Verimlilik: Köydeki evlerin ısıtılmasından seralara, hatta soğuk hava depolarına kadar her aşamada verimlilik artacak.
- Sosyal Dönüşüm: Sadece teknik bir yatırım değil; alternatif ekim alanları ve seralarla çiftçimizin refahı artırılacak, bu sayede bölge gençleri için yeni iş kapıları aralanarak tersine göç teşvik edilecek.
- Turizm Atılımı: Projenin en heyecan verici ayaklarından biri de turizm. Selçuklu mirası Kesikköprü ve Kervansarayı’nın ihyası ile Yunus Emre Türbesi’ne uzanan hat, bu kalkınma hamlesiyle turizme kazandırılacak.
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil ve Kalkınma Ajansları Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Caner Meydan gibi isimlerin törendeki varlığı, projenin akademik ve stratejik ağırlığını da teyit ediyor. Yoğun TBMM çalışmaları nedeniyle Milletvekili Necmettin Erkan İmza Törenine katılamasa da AK Parti İl Başkanı Seher ÜNSAL işbirliğine şahitlik edenler arasındaydı. KOP Bölge Kalkınma İdaresi’nin ortaya koyduğu bu “Yeşil Köy” vizyonu, doğayı tahrip etmeden mevcut atıkları enerjiye dönüştürerek üretmeyi temel alıyor.
Sonuç olarak; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan bu su davası, bugün sekiz ilin ortak kaderini temsil ediyor. Türkiye’de bir ilk olacak bu proje, kırsalda sürdürülebilir kalkınmanın nasıl olması gerektiğini gösteren “yaşayan bir laboratuvar” niteliğindedir. Kesikköprü’de yükselen bu güneş, Kırşehir’de üretimi daha yeşil, daha güçlü ve daha rekabetçi kılacaktır. Bu tarihi kervansarayda atılan imzalar, yarının müreffeh kırsalının teminatıdır. Emeği geçen herkese şehrimiz ve ülkemiz adına bir teşekkür borçluyuz.
Osman DEMİR
