GURBETTE ÜŞÜYORUM
Ayrılık ateşiyle günden güne kavruldum.
Kuruyan çiçeklerle rüzgârlarda savruldum.
Özlemler silahıyla can evimden vuruldum.
Bu nasıl hayat yolu, belli değil yönümüz.
Sonsuz bir boşluktayım, durmadan düşüyorum;
Beni de al yanına, gurbette üşüyorum.
Bir dönme dolap gibi başım her an dönmekte,
Gözlerimin ışığı yalnızlıktan sönmekte…
Ne yüzümde mutluluk, ne de sızım dinmekte.
Yarın da öyle olsak, ne mesuttu dünümüz!
“Özlem” neden kurşunu beynimde taşıyorum;
Beni de al yanına, gurbette üşüyorum.
Gurbet öyle zalim ki can alır, nefes keser.
Bahtımızın ufkunda hasret rüzgârı eser.
Desem ki şu gurbete: “Dünlerimi geri ver!”
Gurbet beni azarlar, can damarım irkilir.
Gurbet sonsuz bir kuyu, içine düşüyorum;
Beni de al yanına, burada üşüyorum.
Acımasız gurbetin öteki adı çile.
Kendi sıcak yuvamda hasret kaldım üç GÜL’E.
Sabır en güzel silah, gerisi hep nafile…
Şu hasret bitiverse şâd olacak gönlümüz.
Gurbet kurşun bir pota, içinde pişiyorum;
Beni de al yanına, gurbette üşüyorum.
Çerkez BOZDAĞ
