Geleceği İnşa Eden Sessiz Kahramanlar: Öğretmenler

Dün, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde geleceğimizi şekillendiren öğretmenlerimizi bir kez daha saygı ve minnetle andık. Her yıl olduğu gibi bu özel gün, sadece bir takvim hatırlatması değil; milletçe içimizde taşıdığımız şükranın, saygının ve vefanın dışa vurumuydu. Hepimiz biliyoruz ki öğretmenlik, bir meslekten çok daha fazlasıdır. Milletleri ayağa kaldıran, toplumları ileriye taşıyan gizli kahramanların adıdır öğretmenler.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren eğitim, yeni devletin temel taşlarından biri olarak kabul edildi. Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde hayata geçirilen büyük dönüşüm hamleleri, özellikle 1928’de gerçekleştirilen Harf İnkılâbı ile önemli bir ivme kazandı. Bu inkılâpla yalnızca bir alfabe değişikliğine gidilmedi; aynı zamanda bir milletin ufku genişletildi, geleceğe dair bakışı yenilendi.

Bununla birlikte Harf İnkılâbı’nın sonuçlarına dair tartışmalar günümüzde de devam ediyor. Bir kısım görüş, bu değişimle milletin bir gecede okuma yazma bilmeyen toplum haline getirildiğini savunurken; diğer bir kesim, yapılan düzenlemenin çağdaşlaşma yolunda kaçınılmaz ve tarihî bir adım olduğunu ifade ediyor. İşte 24 Kasım da Atatürk’ün “Başöğretmen” unvanını kabul ettiği gün olarak bu anlamlı sürecin simgelerinden biri hâline geldi.

Bugün ise eğitim ordumuz her geçen yıl daha da güçleniyor. Dün yapılan atamalarla 15 bin yeni öğretmen daha eğitim ordusuna katıldı. Millî Eğitim Bakanlığının verilerine göre resmî eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 1 milyon 34 bin 564 iken, bu rakam atamalarla birlikte yaklaşık 1 milyon 50 bine ulaştı. Özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenleri de eklediğimizde Türkiye’nin eğitim neferleri toplamda 1 milyon 200 bine yaklaşıyor.

Atamalarda en fazla kontenjanın ayrıldığı branşlara baktığımızda eğitimdeki önceliklerimizi de görmek mümkün:

▪️ Sınıf öğretmenliği: 4.378

▪️ Özel eğitim öğretmenliği: 3.087

▪️ Din kültürü ve ahlak bilgisi: 1.802

▪️ Okul öncesi öğretmenliği: 1.321

▪️ İngilizce öğretmenliği: 757

▪️ Diğer branşlar: 3.655

Bu dağılım, özellikle sınıf öğretmenliği ve özel eğitim alanlarında ciddi bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Erken çocukluk döneminden başlayarak özel eğitime kadar geniş bir yelpazede öğretmenlerimizin rolü, her geçen gün daha da kritik hâle geliyor.

Şunu unutmamalıyız ki hepimizin hayatında özel bir yeri olan “ilk öğretmenimiz”, aslında bu mesleğin kutsallığını bizlere en erken yaşta anlatan kişidir. Aradan yıllar geçse de onları gördüğümüzde içimizde hemen bir saygı refleksi doğar. Adlarını duysak tebessüm eder, hatıralarını minnetle yâd ederiz. Çünkü öğretmenler sadece ders anlatmaz; karakterimizi şekillendirir, düşünmeyi öğretir, hayatımıza yön veren duraklar oluştururlar.

İlkokul öğretmenim Duran Arslan’dı. 1970 yılında başladığım eğitim hayatımda bana yol gösteren ilk öğretmenimdi. Kendisiyle yıllar boyunca sık sık görüşmeye devam ettik. Her karşılaşmamızda ve her telefon konuşmamızda ona duyduğum saygı ve heyecan hiç azalmadı. Oldukça sağlıklı ve dinç bir insandı. Ancak 9 Eylül 2025 tarihinde 83 yaşında vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Cenazesine katılarak son görevimizi yerine getirdik. Kıymetli öğretmenime rahmet diliyorum. 

Diğer taraftan lise yıllarında hemen aklıma gelen öğretmenimiz Ali Ercan Bağ. Ali Ercan hocamız Matematik öğretmeni. Eğer dersi sevmiyorsanız hocaya da mesafeli oluyorsunuz doğal olarak. Başka bir ayrıntı daha var. Bizim öğrenciliğimiz 70’li yılların sonu, her şeyin siyasi görüşle değerlendirildiği bir dönem. Üstelik biz İmam Hatip Lisesi öğrencisiyiz ve okulda sol görüşlü öğrenci hiç yok, öğretmen sayısı da sınırlı. Ali Ercan hocamızda sol görüşlü. Ama en çok sevdiğimiz hocamız. Saygı duyduğumuz, beraber olmaktan, sohbet etmekten mutluluk duyduğumuz bir hocamız. Demek ki bizlere kendisini kabul ettirmiş bir eğitimci. Hocamız çoktan emekli oldu ve şimdi Ege Bölgesinde bir şehirde yaşıyor. Bu arada Kimya hocamız Hulusi Ateş’in adını da anmadan geçemeyeceğim. Hem Hulusi Ateş hocamızın hem de Ali Ercan Bağ hocamızın gününü kutluyor, saygılar sunuyorum. 

Yaşadıklarımız bize gösteriyor ki, öğretmenlik sadece dünyevî bir sorumluluk değil; dinimiz açısından da son derece yüce bir görevdir. İslam, ilme ve öğretmeye büyük değer verir; ilk vahiy “Oku!” emriyle başlar. Bu bakımdan bizlere okumayı öğreten öğretmenlerimiz, hem dünyanın hem ahiretin yolunu aydınlatan irfan yolcularıdır. İslam’ın ilk emrine uygun olarak öğretmenlerimiz bilgiye teşvik eder; kalemi ve öğrenciyle kurdukları bağ sayesinde ilim bayrağını taşırlar. Bu yönüyle öğretmenlik, İslam’da sıradan bir meslek değil; önde gelen bir görevdir: bilgiye çağrı, insanlığa hizmettir.

Ne var ki bu kutsal görev her zaman kolay yürümemiştir. Öğretmenlerin pek çok sorunu hâlâ var: şiddet tehdidi, düşük ücretler, meslekî tükenmişlik, kırsal bölgelerde çalışma zorlukları ve atanma sıkıntısı gibi geleceğe dair belirsizlikler… Bu zorluklar, sadece eğitim personelinin değil, tüm toplumun geleceği için ciddi riskler taşır.

Üstelik maalesef tarihimiz acılarla da doludur. PKK terörü nedeniyle çok sayıda öğretmenimizi kaybettik. Teröristler öğretmenlerimize yönelik ilk saldırıyı, 22 yaşındaki Şenol Akar’a karşı, 12 Kasım 1987’de Şırnak-Yoğurtçular köyünde gerçekleştirdi. Bu tarihten sonra göndere Türk bayrağı çektiği, okulu kapatmadığı gibi gerekçelerle 40 yıllık süreçte onlarca öğretmenimiz PKK’lı teröristler tarafından şehit edildi. Bu konuda özellikle rakam ifade etmiyorum; çünkü farklı kaynaklarca şehit öğretmen sayısı konusunda değişik rakamlar telaffuz ediliyor. Şehit edilen fedakâr öğretmenlerin her biri, sadece birer birey değil; yurduna, öğrencilerine ışık tutmaya çalışan kahramanlardı.

Onların şehadeti yalnızca bir kayıp değil; Türkiye’nin geleceğine yapılan bir saldırıdır. Çünkü her bir öğretmen, yüzler, hatta binlerce öğrenciyi yetiştirir. Eğitim ordumuz, birçok ülkenin nüfusundan bile daha fazla genci şekillendirme kapasitesine sahiptir. Öğretmenlerin eğittiği nesiller bir ülkenin geleceğini kurar; onların emeği sadece bugün değil, yarınları inşa eder. İşte öğretmenler, bölge insanı eğitimsiz kalsın, cahil kalsın diye hedef alınmıştır.

 Kırşehir’de görev yapan öğretmen sayısı 3 bin 997. Bu sayı, yalnızca bir istatistik değil; geleceğimizin emanet edildiği devasa bir insan gücünün göstergesi.

Kırşehir, eğitimdeki başarısıyla yıllarca adından söz ettirmiş bir şehirdir. Kırşehirliler, Anadolu’yu aydınlatan atalarından miras kalan anlayışla eğitime büyük önem vermiş; başarılı eğitim hem ailelerin hem de öğretmenlerin çabalarıyla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Öğretmenlerimizin özverisi ve velilerimizin gösterdiği özel ilgi sayesinde Kırşehirli öğrenciler, ülkemizin saygın üniversitelerinde eğitim görmüş; devletimizin ve iş dünyasının önemli makamlarında görev almışlardır. 

Kırşehir’in eğitimdeki yükselişi, 1990’lı yılların sonlarında Kırşehir’e İl Millî Eğitim Müdürü olarak atanan Timur Şeyhoğlu döneminde yeni bir ivme kazanmıştır. Bu süreçte öğrencilerimiz hem liselere geçiş hem de üniversite sınavlarında Türkiye’nin ilk üç ili arasında yer almayı başarmışlardır. Öyle ki, eğitim çağında çocukları bulunan kamu görevlileri tayin tercihlerinde Kırşehir’i ilk sıraya yazmışlar, çevre illerden aileler Kırşehir’e taşınmaya başlamışlardır. Valilerimizin konuşma metinlerini hazırlarken bu başarıyı “Kırşehir, eğitimde ülkemizin marka kentidir” cümlesiyle ifade ediyordum.

Ne var ki, sonraki yıllarda yapılan kısa süreli İl Milli Eğitim Müdürü atamaları bu başarıda bir miktar gerilemeye yol açmıştır. Buna rağmen Kırşehir, eğitimdeki güçlü geleneğini sürdürmekte; ilk üç şehir arasında olmasa da hâlâ ülkemizin örnek gösterilen şehirleri arasında yer almaktadır. Bu başarıda pay sahibi olan tüm yöneticilerimize ve öğretmenlerimize minnet duygularımı bir kez daha ifade ediyorum.

Bugün ülkemizde öğretmenlerimiz, geleceğimiz olan çocuklarımız için emek veriyor, fedakârlık yapıyor, sabır gösteriyor. Onların emeğini kelimelerle anlatmak çoğu zaman yetersiz kalsa da bir gerçek değişmiyor: Bu ülke, öğretmenlerinin omuzlarında yükseliyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” sözünü hatırladığımızda, aslında bugün kutladığımız günün ne kadar derin bir anlam taşıdığını daha iyi anlıyoruz.

Bir gün değil, her gün hatırlamamız gereken bu kutsal mesleğin tüm mensuplarına minnetle…

Tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü kutlu olsun.

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir