Yunus’un İki Şehri, Bir Gönlü
“Biz kimseye kin tutmayız, kamu âlem birdir bize.” diyen Yunus Emre, asırlardır Anadolu’nun vicdanı olmuştur. Onun sesi, yalnızca yaşadığı dönemin değil, yüzyılların ve şehirlerin ötesine geçen bir çağrıdır, sevgiye, hoşgörüye ve birliğe yapılan bir çağrı… Dili sade, yüreği engin olan bu mutasavvıf, gönüllere hitap eden dizeleriyle Anadolu’nun ortak sesi, ortak vicdanı hâline gelmiştir.
Türk halkı Yunus Emre’yi öylesine sahiplenmiştir ki Türkiye içerisinde 12, Türk Cumhuriyetlerinde 4 olmak üzere 16 ayrı yerde o‘na atfedilen mezarı mevcuttur. İşte bu mezarlardan birisi de Kırşehir merkez Ulupınar köyü ile Aksaray’a bağlı Sarıkaraman köyünün tam sınırında yer almaktadır. 1267 metre yükseklikteki Ziyarettepe’de bulunan bu mezarın Yunus Emre’ye ait olduğu yönünde halk arasında yüzyıllardır süregelen bir inanç mevcuttur. Bölge halkı yerel deyimle “Dede Yonuz Makamı” olarak bu kabri ziyaret edegelmiştir. Ayrıca yörede yaşayan halkın çocuklarına Yunus, Dede Yunus, Emre, Derviş, Eren gibi isimleri vermesi, sadece kültürel değil, duygusal bir bağın da göstergesidir.
Makam olarak atfedilen Ziyarettepe’deki mezar Hacı Bektaş-ı Veli’nin dergâhı bulunan Hacıbektaş’a 49 km. mesafededir. Yunus’un makamı diye yaygın olarak bilinen Eskişehir’in Hacıbektaş’a mesafesi ise 400 km.’dir. Hepimizin bildiği gibi Yunus’un buğday almak üzere Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’ye o günün şartlarında 400 km. yaya olarak gitmesi çok inandırıcı gelmemektedir. Ziyaret Tepe’nin Hacıbektaş’a yakınlığı, çevresinde bolca bulunan alıç ağaçları da bu bölgenin Yunus’un maneviyatını taşıyan bir coğrafya olduğuna adeta tanıklık etmektedir.
Yunus Emre’nin makamının bulunduğu alanın Kırşehir ve Aksaray sınırında olması, iki komşu şehir arasında uzun yıllar süren sessiz bir sahiplenme yarışını da beraberinde getirmiştir. Her iki şehir de Yunus Emre’yi kendi kültürlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüş; ayrı ayrı anma törenleri düzenlemiş, onun adına etkinlikler yapmışlardır. Ancak bu sahiplenişin gerisinde yatan asıl duygu, bir değeri yaşatma çabasıdır.
Kurmay subay olarak Kore Savaşı’na da katılan Kırşehirli Emekli Kurmay Albay Refik Soykut öncülüğünde bu alanda bir çalışma başlatılmıştır. Önümüzdeki günlerde Gazi Soykut’la ilgili bir köşe yazısı hazırlama gayreti içinde olduğumdan burada sizlere onunla ilgili kısa bilgi aktarmakla yetineceğim. 1338 (1920) doğumlu Emekli Kurmay Albay Refik Soykut, binbaşı rütbesinde iken 1960 Darbesinin hemen akabinde birliğinin bulunduğu o zaman kasaba olan Tuzla’ya belediye başkanı olarak görevlendirilmiş ve önemli hizmetler yapmıştır. Emekli olduktan sonra da merhum Mustafa Karagüllü’nün yönlendirmesi ile 1963 yerel seçimlerine bağımsız aday olarak girdiği Kırşehir’de % 48 oyla belediye başkanı seçilmiş, ancak yaşanan siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle bir yıl sonra, 12 Haziran 1964 tarihinde istifa etmiştir. (İstifa dilekçesi arşivimde mevcuttur.) Hayatının geri kalanını Ankara’da sürdürmüş ve Kırşehir’i Sevenler Derneği’ni (KIR-SED) kurarak kendisini Yunus Emre ve Ahilik çalışmalarına adamıştır. Ahilik üzerine yaptığı çalışmalarla tanınmış ve halk arasında “Ahi Soykut” olarak anılmıştır. Ziyarettepe’deki mezarın gün yüzüne çıkmasında onun çabaları belirleyici olmuştur.

Fotoğraflar: Yaşar BİLİR
Bizzat tanıma ve sohbet etme imkânı bulduğum Refik Soykut, sadece bir asker değil, aynı zamanda kültürel mirasa sahip çıkan bir gönül adamı olarak bilinir. Refik Soykut’un öncülüğünde bu mezardan alınan 12 kemik, 1982 yılında Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi Antropoloji bölümü tarafından incelenmiştir. Neticede kemiklerin yaklaşık 600 yıllık olduğu, çok seyahat etmiş, 60-70 yaşlarında bir erkeğe ait olduğu tespit edilmiştir.
Tüm bu gelişmelerin ardından yapılan girişimler sonucunda, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından Kesikköprü’den başlayıp Ziyarettepe’ye kadar olan bölge, Yunus Emre Millî Parkı olarak ilan edilmiştir. 1983-1987 yılları arasında fidan dikilerek alan ağaçlandırılmaya; doğa ve inanç turizminin iç içe geçtiği anlamlı bir ziyaret mekânı hâline getirilmeye çalışılmıştır.
Bu gelişmeler ışığında, Kırşehir ve Aksaray sınırında yer alan Ziyarettepe’de yatan kişinin Yunus Emre olduğuna dair inanç, akademik çevreler tarafından da benimsenmiştir. Geçtiğimiz yıl Kırşehir’e gelen ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı da türbeyi ziyaret ettikten sonra Ziyarettepe‘nin Yunus Emre’nin meftun bulunduğu gerçek yer olduğunu ifade etmiştir. Konumuza geri dönecek olursak; Kırşehir ve Aksaray valilikleri tarafından 1988 yılında Yunus Emre ve hocası Taptuk Emre için türbe ve mekan düzenlemeleri yaptırılmıştır. (Bu bölgede Aksaray Valiliğince son yıllarda yeni bir çevre düzenleme projesi uygulanmıştır.) Kırşehir Mayıs ayında, Aksaray ise Eylül ayında anma törenleri düzenlemeye başlamıştır.
Ancak bu iki şehir arasındaki ayrışma, 1997 yılında dönemin Kırşehir Valisi Selahattin Başar ile Aksaray Valisi Cahit Kıraç’ın sağduyulu girişimleriyle son bulmuştur. O tarihten itibaren Yunus Emre, dönüşümlü olarak hazırlanan etkinliklerle Kırşehir ve Aksaray valiliklerinin ev sahipliğinde ortaklaşa olarak anılmaya başlanmıştır. Bu karar, Yunus’un yüzyıllar önce söylediği “Gelin tanış olalım.” çağrısına verilen en anlamlı cevaplardan biri olmuştur.
Artık her yıl Eylül ayında, Ziyarettepe’nin gölgesinde iki şehir tek yürek olarak bir araya gelmektedir. Kimi zaman Kırşehir misafirleri karşılarken, kimi zaman Aksaray… Ancak fark etmiyor. Çünkü Yunus’un sesi her yerde aynı: “Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.”
Onun mezarı nerede olursa olsun, gönüllerimizdeki yeri bellidir. Yunus Emre’yi sahiplenmek; bir taşı, bir toprağı değil, onun fikirlerini, insan sevgisini, hoşgörüsünü ve birleştirici dilini yaşatmak demektir. Ve belki de Yunus’un en çok istediği şey buydu: bölünmeden, ayrışmadan, birlikte anılmak…
Burada bir hatırlatma ile yazımı tamamlamak istiyorum. Daha önceki yıllarda bu alanda kıt bütçelerle yapılan ağaçlandırma çalışmaları yetersiz kalmış, bölge kıraç görünümünden kurtulamamıştır. Şimdi ise her yıl şehirlerde milyonlarla ifade edilen tohum ve fidan toprakla buluşturuluyor. Orman Müdürlüğümüzün bu sene veya gelecek yıllarda burada, özellikle alıç olmak üzere, ağaçlandırma yapması kıymetli olacaktır.
