Bir Şehre ve Ahiliğe Adanan Hayat: Ahi Baba Mustafa Karagüllü-1
Bazı insanlar vardır; yaşadıkları şehir onlarla anılır, onların adı da o şehirle birlikte söylenir. Kırşehir için bu isimlerden biri hiç şüphesiz “Ahi Baba” Mustafa Karagüllü’dür. O, yalnızca bir esnaf önderi değil; Ahilik kültürünü günümüze taşıyan, şehrin hafızasına yön veren bir dava adamıdır.
1 Kasım 1928 tarihinde Kırşehir Medrese Mahallesi Tabaklar Sokak’ta dünyaya geldi. Babası, şehrin ileri gelen ailelerinden ve yıllarca Cacabey Medresesi civarındaki Karagül Han’ı işleten, halk arasındaki adıyla Hancı Sıddık; annesi ise yine şehrin yerlisi, Dellallar ailesinden Sariye Hanım’dı. Hancı Sıddık; Mehmet, Nuri, İhsan, Rasim ve Habibe’den sonra doğan Mustafa isimli altı çocuk babasıydı. Mustafa Karagüllü, çocukluk ve gençlik yıllarını Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, ülkenin yeniden inşa atmosferinde, genellikle babasıyla birlikte Karagül Han’da geçirdi.
Namık Kemal İlkokulu’nda ve 1944 yılında başladığı Kale Ortaokulu’nda bir yıl okuduktan sonra Erkek Orta Sanat Okulu’na geçti. 1948 yılında Erkek Sanat Enstitüsü’ne dönüştürülen bu okuldan mezun oldu. Okulu bitirdiği yıl, İzmit-Darıca’da Deniz Topçu Alayı’nda er olarak başladığı askerlik görevinden çavuş rütbesiyle 1950 yılında terhis oldu. Aynı yıl, bugünkü Evren (Çıkınağıl) ilçesi Demirayak köyünden Selvi Hanım’la evlendi. Selvi Hanım genelde Toklumenli olarak bilinir; ancak oğlu Rasim Karagüllü, annesinin Demirayak köyünden olduğunu, çocuk yaşta anne ve babasını kaybettiğini, o dönemde Hirfanlı Barajı olmadığı için Kızılırmak üzerinden karşılıklı geçişin kolay olduğunu, bu nedenle üç teyzesinin Toklumen köyünde evli olması sebebiyle annesinin Toklumenli olarak bilindiğini ifade etmiştir.
Yuvasını da kuran Karagüllü’nün artık önünde iki yol vardı: Ya kendi işine bakacak ya da şehrin yükünü omuzlayacaktı. O, ikincisini seçti. 1952 yılında, Cacabey Medresesi ile Kapıcı Camii arasında bulunan babasına ait eski hanı yıktırıp yerine, içinde 43 dükkân ve büyükçe bir yazıhanesi bulunan, halk arasında “Şehir Çarşısı” olarak bilinen, ortası havuzlu, Osmanlı mimarisine uygun bir hal binası yaptırdı. Bu çarşı, sadece Kırşehir ticaretinin değil, şehrin sosyal ve siyasal hayatının da merkezi hâline geldi. Açtığı yazıhane, yıllarca esnafın, siyasetçilerin, devlet kurumlarında işi olanların ve kanaat önderlerinin uğrak yeri oldu. Hatta Osman Bölükbaşı’nın kurduğu Millet Partisi’nin il başkanı Bekir Hatunoğlu, ilçe başkanı ise Karagüllü idi. Ancak Karagüllü’nün yazıhanesi, partinin Kırşehir’deki karargâhı konumundaydı.
Mustafa Karagüllü’nün en belirgin yönlerinden biri, esnafın dağınık yapısını bir çatı altında toplama kararlılığıydı. Bu yıllarda esnafları bir dernek çatısı altında idare eden başkan Ethem Cihan’ın yönetiminde yer alan Mustafa Karagüllü, bir müddet sonra dernek başkanlığını üstlenerek esnaf grubuna göre ayrı ayrı odalar oluşturdu; Kırşehir Esnaf Dernekleri Birliği ve Esnaf Kefalet Kooperatifi’ni güçlendirdi. Esnafın yalnızca ticaret yapan değil, şehir hayatının temel taşı olduğunu savundu. Bu anlayış, onu Ahilik kültürüne daha da sıkı bağladı.
İstanbul’un fethinin 500. yılına hazırlık amacıyla dönemin hükümeti, Türkiye genelinde tarihî ve kültürel eserlerin tanıtılmasını hedefleyen bir çalışma başlatmıştı. Kırşehir’de ise Cevat Hakkı Tarım’ın öncülüğünde bu çalışmalar çok daha önce, 1925’li yıllarda başlamıştı. Mustafa Karagüllü, bu çalışmaların içinde aktif olarak yer aldı. Öncelikle, Türk toplumunda asırlardır süregelen bir medeniyet hareketi olan Ahiliğe ayrı bir önem verdi. Karagüllü, Ahiliği sadece geçmişin nostaljik bir hatırası olarak görmedi. Ona göre Ahilik; dürüstlük, kalite, dayanışma ve sosyal adalet demekti.
Karagüllü, bu arada şehrin siyasetine de yön veren bir isim oldu. Genç yaşına rağmen sözü dinlenen, hatırı sayılan ve insanları bir hedef etrafında toplayan bir sivil inisiyatif önderi konumuna geldi. 17 Kasım 1963 tarihinde yapılacak Mahallî İdareler Seçimlerinde, Kore gazisi olan ve albay rütbesiyle Hayrabolu Askerlik Şubesi Başkanlığı görevini yürüten Refik Soykut’u, şehrin ileri gelenleriyle birlikte ikna ederek AP, CHP ve CKMP desteğiyle bağımsız Kırşehir Belediye Başkan adayı olmasını sağladı. Çünkü Refik Soykut, 1960 askerî darbesinin ardından birliğinin bulunduğu, o zaman kasaba olan Tuzla’ya belediye başkanı olarak görevlendirilmiş; kısa sürede başarılı işler yaparak Tuzlalıların takdirini kazanmış bir isimdi. Öyle ki, tamamı halk katkısıyla kasabaya 200 metrelik bir iskele yaptırmış, bundan dolayı da adı “İskele Refik”e çıkmıştı. Ayrıca darbenin üzerinden henüz üç yıl geçmişti ve halkın askerlere karşı bir ilgisi vardı. Refik Soykut, yapılan seçimlerde yüzde 48 oranında oy alarak 27 Kasım günü resmen belediye başkanlığı görevine başladı.
Belediye Başkanı sıfatıyla Refik Soykut, işe hızlı başlar. Yeni imar planı hazırlatır, yeni yollar açmaya başlar. Bu yollardan birisi de Medrese Mahallesi’ni, o zaman şehrin meydanı konumunda olan Çarşı Camii’ne bağlayacak yoldur. Bu yol çok önemlidir; çünkü bu yolun açılması durumunda Kayseri’den Ankara’ya gidecek otobüsler şehir içine girecektir. Ancak açılacak yeni yol, Karagüllü’nün arsası ve dükkânlarının bulunduğu yerden geçmektedir. Karagüllü, hiçbir karşılık beklemeden Cacabey Camii ile çarşı arasındaki arsasını bağışlar ve 25 dükkânının yıkılmasına da rıza gösterir. Karagüllü’nün yıkılan dükkân sayısı her ne kadar 15 Eylül 1973 tarihli Ahi gazetesinde 25 olarak geçse de, oğlu Rasim Karagüllü bu sayının yıkılan tüm dükkân sayısı olabileceğini, babasına ait 9 veya 11 dükkânın yıkıldığını ifade etmektedir.
Şehrin ileri gelenleriyle birlikte Belediye Başkanı Soykut’a her konuda destek veren Karagüllü ve arkadaşları, kurulan Aşıkpaşa isimli dernek aracılığıyla Ahi Camii’nin etrafında düzenleme yaparlar. Ancak bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarlar. Çünkü Belediye Başkanı olarak her alanda şehre hizmet etmeye çalışan Soykut’un tarafsız duruşu ve disiplinli davranışı, başta Belediye Meclis üyeleri olmak üzere bazı kesimleri rahatsız eder. İnandığı ilkelerden taviz vermek istemeyen Soykut, 12 Haziran 1964 tarihinde yazdığı tek cümlelik dilekçe ile Belediye Başkanlığından istifa eder. Yapılacak ara seçimlerde aday belirlemek yine Karagüllü öncülüğündeki arkadaşlarına düşer. Öğretmen Ziya Kılıçözlü hocayı ikna ederler ve aday olmasını sağlarlar. 1964–1968 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapan Kılıçözlü’yü hiç yalnız bırakmaz ve Ankara’daki tüm ziyaretlerinde yanında bulunur.
Karagüllü, Kırşehir’i ilgilendiren her konuda en önde yer almıştır. Bu arada ne Refik Soykut’la ne de Kırşehir sevdalısı hiçbir arkadaşıyla irtibatını kesmez. Yapılan bu çalışmalar neticesinde Mustafa Karagüllü ve arkadaşları, ilk Ahilik kutlamasını, 8 Haziran 1965 tarihli Havadis gazetesinin haberine göre 9–10–11 Haziran 1965 tarihlerinde gerçekleştirirler. Bu şekildeki üç günlük mütevazı Ahilik kutlamaları 23 yıl süreyle yerel bazda devam eder. Kırşehirli esnaf, Ahilik değerleri ile yeniden buluşur. Ahiliğin, günümüzde devlet eliyle Kırşehir merkez olmak üzere ülke genelinde kutlanır hâle evrilmesinin tohumları bu şekilde atılmış olur.
Mustafa Karagüllü, 12 Ekim 1969 tarihinde yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Millet Partisi’nden ikinci sırada Kırşehir Milletvekili adayı olur. Seçimler sonucunda Adalet Partisi’nden M. Kemal Güneş yüzde 28’e tekabül eden 14 bin 493 oyla, CHP’den Mustafa Aksoy yüzde 23 oranında 11 bin 934 oyla milletvekili seçilirken, MP’den ise Cevat Eroğlu milletvekili seçilir. Seçimlerde Millet Partisi yüzde 40’a tekabül eden 21 bin 75 oy almasına rağmen ikinci sırada aday olan Karagüllü seçimi kaybeder.
1973 yılında Osman Bölükbaşı, Millet Partisi’nden istifa edince Karagüllü ve arkadaşları da topluca partiden istifa ederler. Esnaf teşkilâtındaki başkanlığının yanı sıra politikadan da kopmayan Karagüllü, 14 Ekim 1973 tarihinde yapılan Milletvekilliği Genel Seçimlerinde bu defa Kırşehir’den bağımsız aday olur. Karagüllü’nün bağımsız adaylığı Kırşehir’de büyük yankı bulur. Karagüllü’nün adaylığı, 15 Eylül 1973 tarihli Ahi gazetesinde şöyle yer bulur (haberi hiç değişiklik ve düzeltme yapmadan yayımlıyorum):
“Ömrünü ve servetini çeyrek yüzyıldan beri Kırşehir davalarına ve şanlı tarihimizin o dillere destan Türk esnafına cömertçe vakfeden Sayın Karagüllü’ye yurdun dört bucağından başarı ve tebrik telgrafları yağmaya başladı.
Kırşehir’imizin yetiştirdiği değerli evlatlarından Mustafa Karagüllü; son aylarda kendisine yapılan ısrarlı teklif ve teşvikler sonucu milletvekilliğine bağımsız olarak adaylığını koymuş bulunmaktadır. 25 yıl önce vatan görevini tamamladıktan sonra kendini Kırşehir’e ve Kırşehirlilere adayan ve bu süre içerisinde her türlü maddi ve manevi fedakârlıklara severek yönelen Karagüllü’nün bu kararı, gerek ilimizde gerekse Türkiye çapındaki esnaf camiasında tam bir ferahlık ve engin bir sevinç yaratmıştır.
Yedisinden yetmişine, köylü kentli, kadından erkeğine kadar bütün Kırşehirlilerin tanıyıp sevdiği Mustafa Karagüllü, yarım yüzyıldan beri memleketimizin bütün davalarına el atmış, kişisel gücünün çok üzerinde çalışarak yararlı sonuçlar sağlamıştır. Özellikle son yıllarda hemen hiçbir teşebbüs yoktur ki; onun ya içerisinde ya da tam anlamı ile başında yer almadığı hiçbir hizmet dalı kalmamıştır. Açık deyimi ile nerede bir hizmet zuhûr etmiş ise, Karagüllü orada hazır olmuştur.
İşte onun bu fevkalâde gayreti ve tükenmez memleket sevgisini bilenler, Karagüllü’yü artık daha büyük sorumluluk altında ve daha büyük yetkiler ile iş başında görmek istemişlerdir. Çalışmalarını şimdiye kadar hiçbir dünyevî menfaat gözetmeden yürüten bu değerli memleket evladımızın özellikle Ankara’da kapısını çalmadığı, girip çıkmadığı hemen hiçbir bakanlık kalmamıştır.
Onun maddi fedakârlığına örnek arayanlar için uzağa gitmeye hiç lüzum yoktur. On yıl önce, 1963–64 yılında Sayın Refik Soykut’un Belediye Başkanlığı zamanında (Cacabey–Medrese Mahallesi bağlantı yolu) yol açılacağı zaman Karagüllü’nün kendiliğinden ve derhal harekete geçmesi, hemen bir dernek kurup kendi aralarındaki yirmi beş dükkânı bir günde yıktırması, belediyemizin emrine amade kılması, şehrimizin yepyeni ve çok güzel bir caddeye kavuşmasında ön ayak olması daha dünkü gibi taze olarak hafızalarımıza yerleşmiş bulunmaktadır. Bugünkü rayiçle birkaç milyon lirayı bulan bu davranış, yarının Kırşehirli evlatlarına ne güzel bir örnek ve ne güzel bir iftihar vesilesi olacaktır.” şeklinde devam etmektedir.
Karagüllü’nün bağımsız olarak çok güçlü girdiği seçimlere Cahit Obruk da bağımsız aday olarak katılır ve Karagüllü’nün almayı hesap ettiği yerli oyları ikiye bölünür. Ayrıca DP, MHP, CGP ve MP adaylarının hatırı sayılır oranda oy aldıkları seçimler sonucunda, % 31 (17 bin 757) oy alan CHP adayları Sait Saylan ve Mustafa Aksoy, % 14 (8 bin 055) oy alan AP adayı Memduh Erdemir Milletvekili seçilir. Seçimlere bağımsız aday olarak katılan Cahit Obruk % 6 (3 bin 526) oy alırken Kırşehir siyasetine yön veren ve işaret ettiği adaya seçim kazandıran Karagüllü, % 9 (5 bin 316) oy alarak seçimi kaybetmiştir.
Bunca siyasi yoğunluğun arasında Karagüllü Kırşehir’e hizmette hiç geri durmamıştır. Bir taraftan Ahiliği ulusal çapta tanıtma gayreti devam ederken diğer taraftan Yunus Emre’nin o zamanki adıyla Sulhanlı köyü Ziyarettepe’de medfun bulunduğunun tescili için başta Refik Soykut olmak üzere arkadaşlarıyla birlikte çalışmalara devam eder. Neticede, buraya bir türbe yaptırılır ve Kesikköprü’den ziyarettepeye kadar geniş bir coğrafya 1983-1987 yılları arasında Devlet Planlama Teşkilatı tarafından Yunus Emre Milli Parkı olarak ilan edilmiştir.
Buradan 16 Eylül 2025 tarihinde yayınladığım “Yunus’un İki Şehri, Bir Gönlü” başlıklı yazımda yaptığım çağrıyı bir kere daha özellikle Kırşehir Valimiz Murat Sefa Demiryürek’in bilgisine sunmak istiyorum:
Daha önceki yıllarda bu alanda kıt bütçelerle yapılan ağaçlandırma çalışmaları yetersiz kalmış, bölge kıraç görünümünden kurtulamamıştır. Şimdi ise her yıl şehirlerde milyonlarla ifade edilen tohum ve fidan toprakla buluşturuluyor. Orman Müdürlüğümüzün bu sene veya gelecek yıllarda burada, özellikle alıç olmak üzere, ağaçlandırma yapması kıymetli olacaktır.
Kırşehir’in menfaatine olan her oluşumda ve her ortamda yer alan Karagüllü, Kırşehir Sevenler Derneği, Aşıkpaşa Derneği, Kırşehir’i Kalkındırma Derneği, Kırşehir Turizm Derneği, merkezi İstanbul’da bulunan Ahi Kültürünü Araştırma Vakfı gibi onlarca oluşumun içinde yer almış ancak, Kırşehir Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği Başkanlığı ve Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanlığını 46 yıl aralıksız olarak sürdürmüştür. Hatta bu görevden ayrıldıktan sonra da son nefesine kadar Onursal Başkan sıfatıyla görevine devam etmiştir.
NOT: Ahi Baba’yı birkaç sayfa yazı ile anlatmak mümkün değil. Bundan dolayı merhum Mustafa Karagüllü’yü 3 ayrı bölümde anlatmaya çalıştım.
Burada, bazı konularda makalesinden faydalandığım İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Erol Ülgen hocama ve tereddütte kaldığım hususlarda beni aydınlatan Ahi Baba’nın evladı Rasim Karagüllü abime teşekkür ederim.
Ömrünü Kırşehir’e ve Ahiliğe adayan Ahi Baba Mustafa Karagüllü’nün hayatı ve çalışmaları Prof. Dr. Selahattin Bekki ve Enis Yalçın tarafından 2020 yılında kitaplaştırıldı.
OSMAN DEMİR

Tebrik ederim Osman bey. Çok objektif ve ayrıntılı bir araştırmayla, Ahi Babayı tekrar saygıyla yad etmemizi sağladın. Emeğine sağlık kardeşim, devamını bekliyoruz. Çünkü tüm yaşamını yakından izlememe ve 40 yjlfır yakın ilişki halinde olmamıza rağmen hala bilmediğimiz ayrıntılar öğreniyoruz. Kolay gelsin kardeşim.