19 MAYIS: KURULUŞA GİDEN YOL
19 Mayıs, Türk milletinin yeniden dirilişinin, bağımsızlık ateşinin yakıldığı ve esarete karşı ilk adımın atıldığı önemli bir gündür. Bu nedenle 19 Mayıs günü Türkiye’de bayram olarak kutlanmaktadır.
Osmanlı Devleti’nin son günlerini yaşadığı, devletin başşehri İstanbul da dahil olmak üzere Anadolu’nun birçok bölgesinin işgal edildiği karanlık bir dönem.
Mustafa Kemal Paşa ve bir grup vatansever, 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile yola çıktı ve 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a ulaştı.
Bu yolculuk yalnızca bir şehir değişikliği değil, bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir başlangıçtı.
Amaç; Anadolu insanına umut olmak, milletin bağımsızlık inancını ayağa kaldırmak ve kurtuluş mücadelesini başlatmaktı.
Samsun’dan sonra Havza’ya geçildi ve burada halk mücadeleye çağrıldı. Ardından 22 Haziran 1919 tarihinde Amasya Tamimi yayımlandı. Bu tamimde “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” denilerek milli mücadelenin yolu çizildi.
Daha sonra 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum Kongresi toplandı. Bu kongrede:
Vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı,
Manda ve himayenin kabul edilemeyeceği,
Milli sınırlar içinde vatanın bir bütün olarak korunacağı kararları alındı.
Ardından 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi yapıldı. Bu kongrede:
Tüm milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi,
Milli mücadelenin tek merkezden yürütülmesi kararlaştırıldı,
Manda ve himaye düşüncesi kesin olarak reddedildi,
Temsil Heyeti bütün vatanı temsil eden bir kurul haline geldi.
28 Ocak 1920’de son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde Misak-ı Milli kabul edildi. Böylece Türk milletinin bağımsızlık sınırları ve hedefleri dünyaya ilan edildi.
Sivas’tan sonra Mustafa Kemal ve beraberindekiler Kayseri, Kırşehir üzerinden Ankara’ya geçti. Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Temsil Heyeti Kayseri’de, Kırşehir’de ve Ankara’da halk tarafından büyük bir coşku ile karşılandı.
Mustafa Kemal Mucur’da 3 gece, Kırşehir merkez ve Kaman’da birer gece olmak üzere Kırşehir’de tam 5 gün kaldı. Mucur’da konaklayan Paşa, 22-23 Aralık günlerinin gündüzünde Hacıbektaş’a gitti. Alevilerin merkezinde Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Dedebaba ile görüşerek Milli Mücadeleye destek sözü aldı.
Aslında Mustafa Kemal Paşa’nın Mucur-Hacıbektaş hattındaki görüşmeleri milli mücadeleye giden yoldaki çok önemli adımlardan birisi olduğunu ifade etmek gerekiyor.
Kongrelerde alınan karar gereği halkın temsilcilerinin Ankara’ya gelmesiyle birlikte 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi açıldı.
Böylece milli mücadele artık millet adına hareket eden TBMM idaresinde yürütülmeye başlandı.
TBMM’nin açılmasından sonra Kurtuluş Savaşı’nın önemli cephelerinde büyük zaferler kazanıldı:
-6 – 10 Ocak 1921’de I. İnönü Zaferi kazanıldı. Düzenli ordunun ilk başarısı oldu.
-23 Mart – 1 Nisan 1921’de II. İnönü Zaferi kazanıldı ve milletin orduya güveni arttı.
-10 – 24 Temmuz 1921’de Kütahya-Eskişehir Savaşları yaşandı. Türk ordusu Sakarya’nın doğusuna çekildi ancak direniş devam etti.
-23 Ağustos – 13 Eylül 1921 tarihleri arasında Sakarya Meydan Muharebesi yapıldı. Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.” sözü bu savaşta tarihe geçti ve düşman ilerleyişi durduruldu.
-26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz başladı.
-30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı.
-9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla işgal sona erdi.
Kazanılan büyük zaferlerin ardından 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
Bağımsız Türk devletinin kuruluşuna giden yolun başlangıcı olan 19 Mayıs, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk gençliğine “Bayram” olarak armağan edildi. Çünkü Atatürk, ülkenin geleceğini gençlere emanet etmişti.
Atatürk, Gençliğe Hitabı’nda onlara şöyle sesleniyordu:
“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Bu sözler yalnızca geçmişe ait bir hitap değil, bugün de gençlere verilen büyük bir sorumluluktur.
Bugün Türk gençliği; ülkesini sevmekte, tarihini iyi öğrenmekte, birlik ve beraberliğine sahip çıkmaktadır. Bilimde, sanatta, sporda ve teknolojide her geçen gün kendisini geliştirmektedir. Çünkü güçlü devletler ancak bilinçli, ahlaklı ve çalışkan gençlerle yükselir.
Gençler; vatan uğruna can veren şehitlerin emanetine sahip çıkıyor, milli ve manevi değerlere bağlı kalıyor, ayrılığa değil kardeşliğe hizmet ediyor. Bugün bu topraklarda huzur içinde yaşayabiliyorsak, bunu Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da şehit düşen kahramanlara ve bugün dahi sınır boylarında, dağlarda, şehirlerde vatan nöbeti tutan güvenlik güçlerimize borçluyuz.
Şehitlere minnet yalnızca sözle değil; çok çalışarak, ülkeye faydalı bireyler olarak, hukuka, demokrasiye ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkarak gösterilir. Çünkü Cumhuriyet sadece geçmişin emaneti değil, geleceğin de teminatıdır.
19 Mayıs; umudun, dirilişin, bağımsızlığın ve gençliğe duyulan güvenin bayramıdır.
Bu anlamlı gün vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Milletimizin ve geleceğimiz olarak güvendiğimiz tüm gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.
Osman DEMİR
