SİYASETTE KARTLAR YENİDEN KARILIYOR

Günümüzde siyasette kartlar sadece yeniden karılmakla kalmıyor, adeta oyun tahtası kökünden sallanıyor. 

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı hakkında 21 Mayıs 2026 tarihinde verdiği  “Mutlak Butlan” kararı, Türk siyasetinin akışını bir anda tersine çevirdi.

Mahkemenin delege seçim usulsüzlükleri ve tüzük ihlallerini gerekçe göstererek kurultayı hukuken “başından itibaren geçersiz” sayması, siyaset gündemine adeta bomba gibi düştü. 

Eski genel merkez yönetimine yakın delegelerin ve partililerin hak gaspı iddiasıyla açtığı bu dava neticesinde alınan karar, mevcut Özgür Özel yönetiminin meşruiyetini hukuken ortadan kaldırınca, genel merkezde kelimenin tam anlamıyla bir tahliye krizi yaşandı. İlk etapta hukuki sürecin kesinleşmediğini savunarak binadan ayrılmak istemeyen mevcut yönetim, idari kilitlenme riskleri ve yargı kararının ağırlığı karşısında direnci sürdüremedi ve nihayetinde genel merkez binasını boşaltmak zorunda kaldı. Böylece partide cumhuriyet tarihinin en büyük çift başlılık dönemi resmen başladı.

Tarihler 30 Mayıs’ı gösterdiğinde ise Ankara’da tansiyon zirveye ulaştı. Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, tam iki buçuk yıl aradan sonra adeta bir gövde gösterisiyle CHP Genel Merkezine geri döndü. “Halk buluşması” adı altında toplanan kalabalığa hitap ederken kurduğu cümleler ise yenilir yutulur cinsten değildi. “CHP’yi pavyonlarda meze yaptınız” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasının tam dört farklı yerinde FETÖ’yü işaret ederek, “zamanında fark edemediğim için özür dilerim” ifadesini kullandı. Kısacası “CHP’yi arındıracağız, hırsızlardan temizleyeceğiz” sözleriyle çok sert bir tasfiye hareketinin fitilini ateşledi. 

Tam o saatlerde, görevden uzaklaştırılan Özgür Özel ise CHP Ankara İl Başkanlığı önünde partililerine sesleniyor ve miting sonunda ekibiyle birlikte Anıtkabir’e yürüyordu. Özel’in mitingine mevcut 138 CHP Milletvekilinden 45’inin katıldığı basına yansıdı. Kırşehir Milletvekili Metin İlhan’ın adı da katılımcı Milletvekilleri arasında yer aldı. Milletvekillerinden üçte birinin mitinge katılması ‘bekle gör’ taktiği olarak değerlendirildi ve Kılıçdaroğlu taraftarlarınca memnuniyetle karşılandı. 

Bu karşılıklı ithamlar, suçlamalar ve meydan okumalar, ana muhalefet partisinde suların uzun süre durulmayacağını net bir biçimde gösteriyor.

Süreç şu an itibariyle tam bir yetki ve meşruiyet karmaşası aşamasına gelmiş durumda. Mevcut milletvekillerinden 45’inin mitinge katılması, bazı parti teşkilatlarının alanda olmaması zihinleri karıştırdı. Milletvekillerinin büyük çoğunluğunun halen tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Ekrem İmamoğlu çizgisinde siyaset yürüten Özgür Özel’i desteklediği iddiasını zayıflattığı değerlendiriliyor.

Kılıçdaroğlu’nun katılmayın anlamına gelen mektubuna rağmen, Özel’in toplamakta kararlı olduğu Grup Toplantısına katılacak Milletvekili sayısı bu desteğin devam edip etmediğini açıkça ortaya koyacaktır. Öte yandan grup toplantısının bugün saat 13.30’da yapılacağı TBBM sayfasında da yer aldı. Ancak TBMM Başkanlığının yaşanan kargaşayı netleştirmek adına CHP Genel Merkezine yazı gönderdiği basın gündemine düştü. Kılıçdaroğlu’nun yapılması yönünde görüş bildirmeyeceği göz önüne alındığında CHP Grup Toplantısının yapılmayacağı aşikar gözüküyor. 

Buna karşılık Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararını arkasına alarak kendi kontrolünde olağanüstü bir kurultay toplama hamlesine karşı, İmamoğlu ve Özel hattının elindeki mevcut örgüt gücünü kullanarak, kararı üst mahkemelere taşımak suretiyle zaman kazanması ve taban hareketini diri tutması bekleniyor.

Genel merkezde yaşanan bu devasa kırılmanın yereldeki dalga boyu ise çok daha yüksek olacaktır. Çünkü Ankara’daki her sarsıntı, taşra teşkilatlarında yıllardır bin bir emekle kurulan hassas dengeleri altüst eder. Bu durumun Kırşehir özelindeki yansımalarına baktığımızda ise karşımıza çok daha farklı bir tablo çıkıyor. 

Kırşehir’de Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu ekseninde yürüyen CHP siyaseti, bu kararla birlikte ciddi bir belirsizlik türbülansına girmiştir. Kamuoyunda uzun süredir mevcut milletvekili Metin İlhan’ın önümüzdeki dönemde dinlenmeye çekileceği, Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun yapılacak ilk genel seçimlerde milletvekili adayı olacağı konuşuluyordu. Hatta yerel seçimlerde de onun yerine geçebilecek bazı isimler şimdiden kulislerde zikredilmeye başlanmıştı. 

Ancak Ankara’dan gelen bu mutlak butlan kararıyla birlikte, Kırşehir’de pek çok kişinin gönlünden geçen siyasi hesaplar mecburen ertelenmiş oldu. Çünkü bu senaryolar tamamen Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin genel merkezdeki hakimiyetine dayandırılıyordu. Genel merkez yapısı değiştiğinde, aday belirleme kriterlerinden Kırşehir’e bakış açısına kadar her şey sil baştan değişecektir.

Üstelik bu mahkeme kararı, Kırşehir’de dönemin İl Başkanı İsa Şahin’e de hukuken yeniden il başkanı olma yolunu açtı. Ancak İsa Şahin, soğukkanlı bir duruş sergileyerek kamuoyuna çok konuşulacak bir açıklama yaptı. Kendisine yeniden koltuk imkanı getiren bu yöntemi kabul etmediğini belirten Şahin, kısacası Kılıçdaroğlu ve ekibinin yanında saf tutmayacağını ilan etti. Hatta dün Özgür Özel ekibinin kurultayın biran önce yapılmasına yönelik imza toplama çağrısına olumlu cevap verdiği görüldü.

Bu duruş, Kılıçdaroğlu ekibinin Kırşehir’de yeni bir yönetim kurmak için sıfırdan arayışa girmesine neden olacak, yereldeki güç savaşını daha da karmaşık hale getirecektir.

Elimizde kuşkusuz bundan çok daha fazla kulis bilgisi ve fısıltı var; ancak siyasetin önünü biraz daha net görmek adına bunları paylaşmayı daha sonraki yazılarıma saklamanın doğru olacağını düşünüyorum. 

Siyasette aktif olan bazı iktidar partisi mensubu isimlere bu süreci sorduğumda, adeta sözleşmişçesine benzer ve temkinli yorumlar aldım. “Bu konu CHP’nin iç işidir; şikayet eden de CHP’li, şikayet edilen de CHP’li. Ortaya çıkan bu durumdan ne sonuç çıkacağına karar verecek olan yine CHP’lilerdir” diyorlar. 

İktidar kanadının bu stratejik mesafesi, karşı tarafın iç kavgasına doğrudan bir müdahaleye dönüştürmeme ve tabanı ortak bir reflekse zorlamama adına siyaseten oldukça makul bir yaklaşım.

Kısacası durum tam olarak budur. Siyasetin hangi aşamaya geleceğini, bu büyük kavganın işleri nereye evireceğini hep birlikte yaşayıp göreceğiz. 

Hem ne demişti rahmetli Süleyman Demirel: “Siyasette 24 saat çok uzun zaman.” 

Biz de bu hakikati bilerek, zamanın siyasette nelere gebe olduğunu bekleyip göreceğiz. 

Yazımı noktalamadan önce önemli bir hususu da okuyucularımın bilgisine sunmak isterim:

Şu anda AK Parti Kırşehir İl Başkanlığı bünyesinde aktif olarak siyaset yapmaktayım. Ancak bu köşede kaleme aldığım analizler, eleştiriler ve öngörüler mensubu olduğum siyasi partinin kurumsal duruşunu değil, tamamen benim şahsi görüşlerimi ve bir gazeteci olarak gözlemlerimi yansıtmaktadır. 

Haftaya görüşmek üzere, kalın sağlıcakla…

Osman DEMİR

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir