12 EYLÜL 1980 DARBESİYLE BAŞIMIZA NELER GELDİ?
Çok yazıldı, çok irdelemeler, değerlendirmeler oldu ya, işin bilimsel ve de derli toplu bir çözümlemesi hâlâ yapılmış değil.
Biz bu 12 Eylül günü, o darbenin 45. yıldönümünde değerli bilim insanı Prof. Dr. Çetin Yetkin’in “Türkiye’de Askerî Darbeler ve Amerika” adlı kitabının (Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları) 12 Eylül’le ilgili bölümünden az bilinir bilgiler, özel hatırlatmalar ve değerlendirmeler sunacağız.
Önce o darbeyi yapan Kenan Evren’in darbeden sonra yaptığı bir konuşmadan bir bölümü sunalım: “Artık vatandaş öyle bir hale gelecekti ki ‘Lânet olsun, ne gelirse gelsin, yeter ki sokağa rahat çıkalım’ diyecekti.”
Ve 12 Eylül’de ikinci kez darbeyle indirilen Başbakan Süleyman de doğruladı bu durumu:
“Generaller müdahale ortamının oluşmasını bekliyor ve istiyordu. Ertesi günü yapılacak darbeye ‘İyi oldu’ diyebilmesi için halk bunca kana ilâveten daha çok bunaltılmalı idi.”
Evet, vatandaş bu ruh halinde, bu çaresizlikte, bu beklentide idi. 12 Eylül olunca derinden bir “Oh” da çekti, bu oh’un bir manipülasyon olduğunu anlamadan, ya da anlamazlığa gelerek.
Peki, oldu da ne oldu, neler geldi başımıza, ne yaralar-belâlar açıldı ülkenin başına?
– Yunanistan’ı NATO’nun askerî kanadına döndürdü Kenan Evren yönetimi. Hem de karşılığında bir ödün almadan…
– 1983 seçimleri… ABD Dışişleri Bakanlığı’nın görüşlerini yansıtmakla tanınan Wall Street Journal gazetesinin 26 Ağustos 1983 günlü sayısında yer alan makalede şöyle deniliyordu: “Amerikan diplomasisinin Türk generallerinden bilmelerini kesinlikle istediği nokta şudur: Toplumda bir gerginlik yaratılmadan seçimlerde Özal’ın partisinin kazanması demokrasiye erken dönüş için bir ümit rüzgârıdır.” Bu makale ertesi gün teleksle ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne gönderildi ve yazılanların ABD hükûmetinin görüşlerini yansıttığı notu düşülerek bu destek ve isteğin gereği ustaca yapıldı.
– Tütün tekeli kaldırıldı, Reji’den Tekel’e geçen ve bunu onca yıl namus gibi koruyan Türkiye uluslararası tütün tekellerinin bastırmasıyla kaldırdı bu tekeli, hem de Bülent Ulusu hükûmetinin Gümrük ve Tekel Bakanı Recai Baturalp’in karşı çıkmasına karşın. Baturalp sırf bu nedenden dolayı görevinden oldu.
– İrticanın önü açıldı, lâiklik karşıtlığı aldı yürüdü. Ulusal birlik ve ulus anlayışı yerine dinsel birlik ve ümmetçilik zihniyeti öne çıkarıldı. Lâik devlet yasaları ve bunların yaptırımları küçümsenip ‘günâh’ algısı benimsetildi. Devlet yönetiminde din siyasal amaçla kullanıldı, hem de bizzat Kenan Evren tarafından. Nurculuk gibi bazı oluşumlar en fazla müsaadeye mazhar oldular.
– Ve 12 Eylûl üniversiteleri… Atatürk’ün adını taşıyan üniversitenin Tıp Fakültesi’nde on öğretim üyesi tarafından hazırlanan ders notlarında insan beyninde “Dua, tapınma ve hürmet merkezleri vardır” denildi bilime aykırı olarak.
– Son olarak 12 Eylûl’ün korkunç bilânçosu: 650 bin kişi gözaltına alındı, 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 388 bin kişiye pasaport verilmedi, 229 kişi cezaevinde öldü, 23 bin 700 derneğin faaliyetleri durduruldu, gazetecilere toplamı 3 bin 315 yıla ulaşan cezalar verildi.

