Bir Şehre ve Ahiliğe Adanan Hayat: Ahi Baba Mustafa Karagüllü – 2
Ömrü boyunca Kırşehir’in kalkınması ve Kırşehir’in sahip olduğu zengin kültürünü tanıtmak için çalınmadık kapı bırakmayan Karagüllü, zamanın etkili basın kuruluşlarından olan Tercüman gazetesi köşe yazarı Ahmet Kabaklı üstada misafir olur. Üstad, 13 Mart 1983 günlü “Gün Işığında” isimli köşesinde şöyle yazar:
“…Kırşehir Türk Büyüklerini Tanıtma Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Karagüllü’nün gayretleriyle, Türk Edebiyat Vakfı’nda toplandık. Kırşehir’in seçkinleri, bilginleri ile Romanyalı, Türk soyundan (Gagauz) Prof. Mihail Guboğlu ve hocamız Prof. Süheyl Ünver Bey’in de katıldıkları sohbet, ister istemez “Ahilik” ve “Ahi Evren” töreleri kültürü üzerinde konakladı. Prof. Dr. Fuat Köprülü, aynı zamanda manevi, ahlâkî, tasavvufî ve İslâmî derinlikte bir teşkilat olan Ahiliğin, Osmanlı Devleti’nin kurulma ve yaşamasındaki önemini anlatırken şunları söylüyor:
“Yalnız büyük şehirlerde ve burjuvalar muhitinde değil, uç beylerinde ve köylerde de bilhassa şubeleri olan Ahi teşkilatının Anadolu’daki faaliyetlerinin, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulmasında büyük rol oynamış olduğunu kaydetmek icap eder. Osman Gazi’nin kayınpederi Şeyh Edebali ile silah arkadaşlarından birçoğunun hatta Sultan Orhan’ın kardeşi Alaeddin’in bu tarikata mensup bulunuşu, ilk piyade askerî üniformasının Ahi üniforması oluşu ve Yeniçeriler için Ahi başlığının kabul edilmesi, bu bakımdan son derece mânidardır.
O gün, Kırşehir ve büyükleri (Ahi Evren, Aşık Paşa, Hacı Bektaş, Gülşehrî) sohbetine renk katanlardan, Ahilik ve Yunus Emre isimli eserleri de tanıdığımız Refik Soykut, Ahiliğin tarihçesini, dinî, millî köklerini, ilme, ahlâka, faydalı ve doğru işe dayalı temellerini anlattı.
Mihail Guboğlu, Dobruca’da yaşayan Ahi geleneğini, Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıl süren uzun ömrüne Ahi-esnaf geleneğinin etkilerini dile getirdi:
“Dünyanın her yerinde ‘kardeşlik’ teşkilatları vardır fakat Ahiliğin üstün tarafı, kutsî, tasavvufî, İslâmî sütunlar üstünde kurulmasıdır” dedi.
Genç tarihçi Dr. İlhan Şahin, Kırşehir’e ait “tapu tahrir defterleri”ni incelemeleri sonunda ortaya çıkan zengin malzemeyi ortaya koydu.
Kırşehir’den sözler Ramazan hediyesi olan bu satırları, Süheyl Hoca’nın öğüdünü dinleyerek yazmış bulundum:
“Her seherde besmeleyle açılır dükkânımız
Hazreti İbni Mes’ud’dur pirimiz, üstadımız.”
Bunca yoğun faaliyet arasında özel hayatında da sade bir yaşamı olan Karagüllü, şimdi Ankara’da yaşayan kızı Saliha, Kırşehir’de yıllarca oto yedek parçası satışı yaptıktan sonra şu anda Kırşehir Belediyesi Meclis Üyesi olan Rasim ve yıllarca kimyager olarak çalıştıktan sonra emekli olup Bartın’a yerleşen Metin’in anneleri, 33 yıllık hayat arkadaşı Selvi Hanım’ı 1983 yılında kaybeder. 1984 yılında ise İstanbul’da yaşayan hemşehrimiz, Ağalar sülalesinden, Devlet Demiryolları’nda İşletme Müdürlüğü yapan Kemal Kopçalıoğlu’nun kızı İsmet Sevinç Hanım ile evlenir. Bu tarihten sonra İsmet Sevinç Hanım, Karagüllü’nün hayatının her anında etkili olur. Zaten son derece şık giyinen eşini daha da güzel giydirir, randevularını düzenler, hatta gün içinde birkaç defa arayarak hatırlatmalarda bulunur. Genellikle de Karagüllü’nün hemen yanı başında olur. Boş zamanlarında ise yönetim kurulu üyesi olduğu Türkiye Yardım Sevenler Derneği Kırşehir Şubesi’nin faaliyetlerine katılarak öğrencilere burs temini için çalışır. En önemli görevlerinden birisi de Ahi dürümü hazırlayarak Karagüllü’nün çantasına doldurmak olur. Çünkü Karagüllü, gittiği her yerde insanlara bir parça yufka ekmeğin içine cere (çanak) peyniri konularak dürülmüş ekmek ikram eder. “Besmele çekerek ye. Çünkü Ahi dürümü vücuda güç verir, sıhhat verir.” diye de sıkıca tembih etmekten geri durmaz.
Ömrünü ve servetini Ahiliğe adayan, Ahilik felsefesinin esnaflar arasında yeniden tesisi için çalışan Karagüllü, Vali Fikret Güven başkanlığında, Belediye Başkanı Hakkı Göçen ve şehrin ileri gelenleriyle birlikte dönemin Başbakanı Turgut Özal’ı ziyarete gider. Özal’a Ahilik kültürünü ve önemini anlatarak devletin Ahiliğe sahip çıkmasını ister. Karagüllü’nün son derece güzel ve akıcı üslubundan çok etkilenen Başbakan Turgut Özal, onu dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Mükerrem Taşçıoğlu’na yönlendirir. Kısa bir süre sonra, Kırşehir merkez olmak üzere Ahilik Kültürü ve Esnaf Bayramı Haftası Yönetmeliği hazırlanır ve 2 Temmuz 1988 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanır. Merkez Kutlama Komitesi’nin uygun gördüğü 15 ilde başlayan kutlamalara, daha sonraki yıllarda yeni iller katılır ve kutlama yapılan il sayısı 21’e yükselir.
Ahilik Haftası Yönetmeliği’nde 2008 yılında yapılan değişiklikle kutlamalar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na geçer ve günümüzde de Ticaret Bakanlığı gözetiminde, Kırşehir merkez olmak üzere ülke genelinde kutlanan bir hafta hâlini alır.
Ahilik Haftası, gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı gerekse Ticaret Bakanlığı bünyesinde kutlandığı sürelerde, en az 20 yıl İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olarak Kırşehir Valiliği adına kutlamalarda aktif olarak yer aldık. Önce İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nde Şube Müdürü, daha sonra Kırşehir Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü görevlerinde bulunan Halil Çalışır’la birlikte, tabii Kırşehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Bahamettin Öztürk ve ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla kutlamaları en iyi şekilde gerçekleştirmek için özveriyle çalıştık. Kültür ve Turizm Bakanlığı döneminde kıt bütçe ile yapılan etkinlikler, Ticaret Bakanlığı’na geçtikten sonra yeni bir evreye girdi. Cumhurbaşkanlarının, başbakanların, TBMM başkanlarının katıldığı, ulusal niteliği aşan bir seviyeye çıktı. Bu etkinliklere elbette burada adını sayamadığım il yöneticileri, kurum amirleri ve esnaf teşkilatları destek verdi. Ancak Ahilik Haftası’nın bu günlere gelmesinde en büyük pay, bir avuç arkadaşının desteği ile kendi cebinden harcayarak 1965 yılından itibaren 23 yıl boyunca kutlamaları gerçekleştiren merhum Mustafa Karagüllü’ye aittir.
Mustafa Karagüllü, yürüttüğü üstün çalışmalardan dolayı sayısız belge ve plaket ile ödüllendirildi. Kırşehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Başkanlar Meclisi, 4 Ekim 2001 tarihinde oybirliğiyle aldığı 9 numaralı kararla Mustafa Karagüllü’yü “Ahi Baba” ilan etti. 2007 yılında da Ahilik Kutlamaları Merkez Yürütme Kurulu kararıyla Ahilik törenlerinde kendisine “Ahilik Hizmet Ödülü” takdim edildi. Bu unvanlar, resmî bir payeden çok, adanmışlıkla geçen bir ömrün özeti niteliğindeydi. Mustafa Karagüllü’nün esnaf teşkilatlarına kazandırdığı değerler, Ahilik kültürünün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına ortaya koyduğu emekle birleşti. Dürüstlük, dayanışma ve meslek ahlakını merkeze alan bu duruş, hem esnaf camiasında hem de Kırşehir’de kalıcı bir saygı ve vefa karşılığı buldu.
TBMM, her yıl düzenli olarak ülkesine, iline veya çevresine önemli hizmetler eden şahıs ve kurumlara “TBMM Üstün Hizmet Ödülü” veriyordu. Kırşehir’deki birçok hizmetin öncüsü değerli Valimiz M. Lütfullah Bilgin’in talimatıyla, Kırşehir Valiliği olarak biz de aday isimler bildirmeye başladık. 2006 yılında bu ödül merhum Neşet Ertaş’a verildi. Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanlığı’nın müracaatı üzerine, Ahi Baba’nın ödüllendirilmesi için usul gereği İl Genel Meclisi’ne teklifte bulunduk ve bu karar, 2 Mart 2007 tarihinde İl Genel Meclisi üyelerinin oy birliği ile kabul edildi. Teklifte adayın yaptığı hizmetlerin somut belgelerle dosyada yer alması gerekiyordu. Merhum Karagüllü ile belge konusunda sık sık görüşmemize rağmen detaylı evraklara ulaşamadık. Elimizdeki mevcut bilgiler gazete küpürlerinden öteye gitmedi. Dolayısıyla Karagüllü’yü 2007 yılında teklif edemedik.
Değerli Valimiz Sayın M. Lütfullah Bilgin, 2008 yılında benden Mustafa Karagüllü’nün dosyasının oluşturulması konusundaki sıkıntıları sorarak, 2008 yılında olmazsa 2009 yılında TBMM’ye yeniden teklif etmemiz konusunda talimat verdi. Bende Sayın Valimize; dosya oluşturma safhasında Ahi Baba ile birlikte çalıştığımızı, ancak yeterli belgeye ulaşamadığımızı, Karagüllü’nün şevkinin kırıldığını ve kendisiyle bizzat görüşmesinin uygun olacağını söyledim. Ahi Baba’yı davet ettik. Valimiz, yeniden bir hazırlık yapılması yönündeki isteğini paylaştı. Karagüllü, “Vali beyefendi, hiçbir zaman bana getirisi olsun diye bir gayretin içinde olmadım. Ben servetimi ve ömrümü Ahilik ve Kırşehir yolunda harcadım. Siz devleti temsil ediyorsunuz, size de ‘gerek yok’ diyemediğim için kabul ediyorum.” mealinde görüş bildirdi.
Valilik makamından çıkınca benim odamda uzun süre ne yapabileceğimizi konuştuk. Sonuçta, bulduğumuz kadarıyla bir dosya tekâmül ettirip komisyona teslim etmeden önce, TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Müdürü’nden dosyanın yeterli olup olmadığı konusunda ön bilgi almaya karar verdik. Çünkü komisyon çalışanları, dosya içeriği konusunda Valilik görevlilerine destek veriyordu. Bunun üzerine, 7 Mart 2008 tarihinde İl Genel Meclisi, Valiliğimizin yazısı üzerine Ahi Baba’nın TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne teklif edilmesinin uygun olacağı yönünde yeni bir karar aldı.
Her fırsatta Ahi Baba ile belge konusunu konuştuk. En sonunda mevcut dosyamız hakkında bilgi almak üzere TBMM’ye gidecektik. Ancak Ahi Baba, akşam beni arayıp sabah gelmeyeceğini, görüşmeyi benim yapmamın uygun olacağını söyledi. Neticede ben gidip görüştüm, fakat olumlu bir cevap alamadım. Karagüllü ile paylaştığımda, şimdi çok hatırlayamadığım güzel bir kıssa anlattı. Ardından da 2 Haziran 2009 tarihinde Valiliğimize, başka bir hemşerimizin teklif edilmesini isteyen bir dilekçe verdi. Ahi Baba’nın dilekçesi aynen şöyle idi:
“Efendim,
Hâl ve gidişatın edebe mugayir hâli olmayan, beşerî münasebetler ilkesine uyumu ve harfiyen sadakati bulunan; doğup büyüdüğü memleketinin tarihî, millî kaynakları ve manevi değerlerini, dünü, bugünü ve yarını ile alakalı iktisadî, içtimaî, kültür vb. hâl ve ahvallerde hayırlı, yapıcı, pozitif (olmazsa olmaz) boyutuyla yalnızca algılamakla kalmayıp, madde ve manada izahı, sorun ve sorumluluğu üstlenen saygın kişinin veya kişilerin sayın valiliğimizce TBMM Başkanlığına sunulmasına ve seçilecek birine ödül verilmesi ile alakalı olarak bendenizden, aday ve adaylığımla ilgili bazı belgeler istenmiştir.
Samimiyetle ifade edeyim ki, hiç de layık olmadığım bu ilk tespitinizle iktifa edilmesini, “marifet iltifata tabidir” deyiminden de ziyadesiyle memnuniyetimi arz etmek isterim.
57 yıl önce kurduğum, hâlen içinde ve başında olduğum önemli bir Ahilik kurumu konumundaki teşkilatımızın vefakâr, kadirbilir müntesiplerinin, dünden daha çok bugüne madde ve özellikle manada ziyanlarını, her gün değil her saat ekonomik ve sosyal çöküntü içerisine girmelerinde kendimi de sorumlu ve mesul addetmekteyim.
Bu ruh hâli içerisinde, böyle önemli bir organizasyonda ödül almaya hak ve hatta layık görmemekteyim.
Türk kültürünün değerler manzumesi olan güzel ilimiz Kırşehir’in madde ve manada daha çok katkı sağlayabilecek başka değerli bir hemşerimizin lehine feragatimi ve önerilmesinde ayrı ve farklı bir yarar mütalaa etmekteyim.
Gereğini iddianıza ve yüksek takdirlerinize arz ederim efendim.”
Buna rağmen, Kırşehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği ile Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı tarafından 31.01.2014 tarihinde Karagüllü’nün bir kez daha TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne aday gösterilmesi yönünde talepte bulunuldu. Ancak daha öncekilerde olduğu gibi bu defa da mesafe alamadık.
Aynı sıkıntıyı Muzaffer Marşap’ın teklifinde de yaşadık. Yaptırdığı 24 derslikli lise binasının ötesinde elimizde somut belge yoktu. Yaptırdığı köprüleri ve çeşmeleri, Valilik fotoğrafçımızı göndererek belge hâline getirdim. Hayır işlerinde fiilen başkanlık yaptığı derneklerin belgelerini ve faaliyetlerini de İl Dernekler Müdürlüğü arşivinde temin ederek dosyasını tekâmül ettirdik.
Yeri gelmişken buradan, TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görülen hemşerilerimizi yazmak istiyorum. Neşet Ertaş, Prof. Dr. İlhan Kılıçözlü, Muzaffer Marşap ve İsmail Canpolat Kımçak bu ödülü almanın onurunu yaşadılar.
Öte yandan merhum Mustafa Karagüllü ve merhum Galip Demir, Ahilik kültürünün tanıtılmasına katkıları; Mali Müşavir Doğan Koca, huzurevi yapımına katkısı; Süleyman Eraslan ise iş insanı olarak başarısından dolayı teklif edildi, ancak başarılı olamadık.
Karagüllü, hayatının her anında Ahiliği tanıtma gayretinden geri durmadı. Hemşerimiz Ahmet Altıparmak’ın Antalya Valisi olduğu dönemde, Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanlığı ile Antalya Kırşehir Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nce hazırlanan “Antalya Esnafına Ahiliğin Çağdaş, Sosyal ve Ekonomik Yönden Güncellenmesi” isimli proje, İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığınca kabul edildi. 2012 yılı Aralık ayında uygulamaya konulan proje kapsamında toplantılar belli aralıklarla yaklaşık altı ay sürdü. Ahi Baba, Antalya’nın ilçeleri de dâhil olmak üzere tüm esnaf gruplarına düzenlenen konferanslarda Ahi Evran-ı Veli’yi, onun felsefesini, esnaf eğitimini ve ahlakını anlattı. Tabii İsmet abla bu süre içerisinde Ahi Baba’yı genellikle yalnız bırakmadı; her toplantıda asistanı gibi onun hazırlıklarına destek oldu.

Osman DEMİR
