GÖÇ VAR
Düğün halayları çekilirdi bu meydanda,
Yere diz vururdu koç yiğitler.
Yer yerinden oynar, gökler çatlardı naralarımızdan.
Işıl ışıldı genç kızlarımızın yüzü,
Hepsinin üç dallı, allı pulluydu fistanları
Ve hepsinin elleri kınalı kınalı.
Ayran şölenleri yapılırdı köy meydanlarında,
Dağlarında kaval üflerdi yağız çobanlarım,
Sürü sürü kuzular melerdi meralarımda
Tüyleri kınalı kınalı…
Çift sürerdi çiftçilerim tarlalarımda,
Bereketliydi güzün ürünlerim.
Boy boy olurdu buğdaylarım, çavdarlarım,
Ekinlerimin başakları kınalı kınalı…
Kurbanlar kesilirdi bu meydanlarda,
Güneşte pişirdik dağ gibi yığılı etleri,
Kazan kazan kavurma dağıtırdı gelinlerle analar,
Hep gülerdi sırtı pek, karnı tok bebeler,
Saçları kınalı kınalı…
Birden her şey karardı bu meydanlarda,
“GÖÇ VAR!” dediler “GÖÇ!”
Kaçtı tunç bilekli çiftçilerim,
Ay yüzlü kızlarım şehirlere.
Ay ışığında sinsin oynamaz delikanlılarım.
Artık bebeler taç yapmıyor otlardan, başaklardan.
Papatyalar bile siyah açıyor.
Meralarım karalı karalı…
Şimdi ayran şölenleri yok bu meydanlarda;
Tüyleri kınalı kuzular kayıp.
Ne çift süren çiftçiler,
Ne sarı sarı başaklarım var.
Hiç kimse güneşte pişirip dağıtmıyor etleri.
Üretimden çekilmiş köylünün nasırlı elleri,
Yoksulluktan bağlanmış dilleri.
Neden mi siyah açıyor
Köyümün gülleri?
Göç var, göç!
Tarlalar boş yatar,
Bağları diken sarmış.
Çeyiz dizen kızlarım,
Yanık kavallı çobanlarım yok.
Sırra kadem basmış cıvıl cıvıl çocuk sesleri.
Bayrak çekilen okullarım yok.
Dağılan köylerimde.
“GÖÇ VAR, GÖÇ! . .”
“GÖÇ VAR, GÖÇ! . .”
Çerkez BOZDAĞ
