BOZKIRIN FERYADI, KÜLTÜRÜN MİRASI: 2. NEŞET ERTAŞ FESTİVALİ’NİN ARDINDAN

Anadolu toprakları, yüzyıllar boyunca acıyı, sevgiyi, gurbeti ve hüznü en yalın haliyle bağrında harmanlamış devasa bir irfan mektebidir.

Bu mektebin bozkırdaki en gür, en duygulu ve en samimi nefesi ise şüphesiz Abdal kültürü ve bu kültürün ruhu olan bozlaklardır.

Bozlak; sadece bir müzik türü veya bir türkü söyleme biçimi değildir. Bozlak, çorak toprakların ortasında hayata tutunmaya çalışan insanın feryadı, haksızlığa ve garipliğe karşı sazın teliyle verilen bir cevaptır.

Aşık Said’ler’in, Muharrem Ertaş’ların, Çekiç Ali’lerin, Hacı Taşan’ların yüreğinden kopup gelen bu ses, bozkırın ortasından bütün dünyaya yayılan derin bir felsefedir.

İşte bu köklü Abdal geleneğinin günümüzdeki en büyük ve en muazzam temsilcisi ise hiç şüphesiz büyük usta Neşet Ertaş’tır.

“Kadınlar insandır, biz erkekler ise insanoğlu” diyecek kadar zarif, “Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur, çünkü kötü insanların türküleri yoktur” diyecek kadar engin bir yüreğe sahip olan büyük usta; Abdal kültürünü edebiyle, mızrabıyla ve insan sevgisiyle zirveye taşımıştır.

Böylesine devasa bir mirası yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak ve hak ettiği değeri kurumsal bir düzeyde sunabilmek büyük bir sorumluluk gerektirir.

Bu noktada Kırşehir Valiliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TRT desteğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen Neşet Ertaş Kültür ve Müzik Festivali, hem Kırşehir’e hem de bu kadim kurumlara yakışacak bir seviyede, fevkalade bir organizasyonla hayata geçirildi.

Şehrimize ve kültürümüze bu değeri katan, iki yıldır bu denli dolu dolu bir programı halkımızla buluşturan başta Kırşehir Valimiz Sayın Murat Sefa Demiryürek olmak üzere, -Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Sayın Nadir Alparslan’ı- unutmadan emeği geçen tüm kurum ve yetkililere yürekten teşekkür etmek bir borçtur.

Bu festivali diğer yüzeysel etkinliklerden ayıran ve göğsümüzü kabartan en temel unsur; konunun sadece akşam konserleriyle sınırlı kalmayıp, bilimsel ve ilmi bir derinlikle ele alınmış olmasıydı. Abdal kültürünün sadece eğlenceli bir müzik unsuru değil; yaşayan, köklü bir gelenek ve sosyolojik bir değer olduğunun akademisyenler, etnomüzikologlar ve kültür temsilcileri tarafından oturumlarla ortaya koyulması son derece sevindirici ve gurur vericidir.

7-8-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleşen 3 günlük festival programı adeta bir kültür şöleni havasında geçti. Festivalin ilk günü Bağbaşı Mezarlığı’ndaki kabir ziyaretleri ve Kur’an-ı Kerim tilavetiyle manevi bir atmosferde başladı.

Ardından Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde, büyük ustayı ve Abdal kültürünü en iyi tanıyan, Ertaş ailesi ile de yakın ilişkileri bulunan Bayram Bilge Tokel’in “Bozkırın Sazı, Toprağın Avazı Neşet Ertaş” adlı kitap tanıtımı ve türkü dinletisi gerçekleştirildi.

Hemen ardından Prof. Dr. Salahaddin Bekki’nin yönlendiriciliğinde; Prof. Dr. Süleyman Turduyeviç Kayıpov, Prof. Dr. İlhan Şahin ve Etnomüzikolog Dr. Audrey Wozniak gibi kıymetli isimlerin katıldığı “Abdal Kültürünün Kökleri ve Müzik Dünyasına Katkıları” paneli ile gelenek ilmi bir zeminde tartışıldı.

Akdeniz Erbaş, Kulmat Sydykov, Veli Ertaş ve Vedat Öz gibi isimlerin icraları, otantik müzik dünyamızın zenginliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Cumartesi günü Hacı Mehmet Duranoğlu’nun canlı belgesel öykü anlatımı ve Şirin Aktemur’un yazıp yönettiği “Orta Anadolu” müzikali sahnede devleşirken; Pazar günü yine Bayram Bilge Tokel yönlendiriciliğinde Ali Şahin, Özkan Yolcu, Şahin Karakuş, Orhan Kemal Sönmez, Tarık Kara ve Ulaş’ın katılımlarıyla gerçekleşen “Neşet Ertaş’ın İzinden” söyleşisi hafızalara kazındı.

Cacabey Meydanı’nda akşamları kurulan açık hava konserlerinde ise coşku zirveye çıktı. TRT Müzik ekranlarından canlı yayınlanan konserlerde Bozkırın Abdalları Grubu, Mustafa Kemal Şimşek, Reyhan Ediş, Selma Geçer, Uğur Önür, Umut Sülünoğlu, Yeşim Köksal, Yavuz Bingöl, Nilgün Kızılcı ve Ender Balkır gibi usta sanatçılar Kırşehirlilere unutulmaz geceler yaşattı.

Kırşehir halkının festivale gösterdiği yoğun ilgi, salona istenilen boyutta ilgi gösterilmese de meydanları dolduran binler, kültürüne nasıl sahip çıktığının en açık kanıtıydı.

Bu büyük organizasyon sadece kültürel bir doyuma vesile olmakla kalmadı; şehir dışından gelen konuklarla birlikte Kırşehir ekonomisine gözle görülür bir canlılık getirdi.

TRT ve ulusal medyadaki yayınlar sayesinde şehrimizin tanıtımına muazzam bir katkı sağlandı. Bu vesileyle, vizyoner yaklaşımıyla organizasyonun her safhasında yer alan Sayın Valimize ve emeği geçen her bir ferde tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Ama buradan bizlere üzen, yüreğimizi burkan ve bu güzelliklerin gölgesinde kalmaması gereken bir olay var.

Yazdığım bunca güzel ifadelerden sonra olumsuz bir yazı yazmak istemediğim için bu konuyu gelecek hafta yayınlayacağım yazıma bırakıyorum.

Daha nice güzel etkinliklerde buluşmak üzere hoşçakalın…

Osman DEMİR

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

;