İŞ İNSANLARININ PROJE ÇEKİNCESİ
Bugün hem ülke hem de kent olarak önümüzde tek bir çıkış yolu var: Katma değeri yüksek alanlara yönelmek. Günübirlik politikalarla veya sıradan yatırımlarla ne istihdam sorununu çözebiliriz ne de şehrimizi bir adım öne taşıyabiliriz.
İşte tam bu noktada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Ahiler Kalkınma Ajansı (AHİKA) iş birliğiyle yürüttüğü “Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı”, Kırşehir için adeta biçilmiş kaftan olarak karşımıza çıkıyor.
Şehrimizin öncelikli ihtiyaçları ve potansiyeli düşünülerek hazırlanan bu program; tarım ve hayvancılıktan jeotermal enerjiye, termal turizmden tarıma dayalı sanayiye kadar oldukça geniş bir yelpazeyi destekliyor.
Hedef net: Tarımsal ürünlerin işlenmesinden tıbbi-aromatik bitkilere, jeotermal seralardan flakon ve cam ambalaj üretimine kadar Kırşehir’in sanayi altyapısını kökten dönüştürmek…
Peki, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında yatırımcılara hangi destekler sağlanıyor? Gelin, hep birlikte bakalım:
Yatırım tutarının %15’i oranında ve 301 milyon TL’ye kadar nakdi destek veya yatırım tutarının %20’si oranında ve 301 milyon TL’ye kadar faiz/kâr payı desteği,
%50 yatırıma katkı oranı ile vergi indirimi,
KDV istisnası ve Gümrük Vergisi muafiyeti,
8 yıl süreyle sigorta primi işveren hissesi desteği,
Yatırım yeri tahsisi imkânı.
Fırsat büyük, peki ya talep. Devletin sunduğu bu muazzam imkanlara şehrimizin yatırımcısı ne kadar ilgi gösteriyor? İşte can alıcı, hatta biraz da can acıtıcı nokta tam olarak burası.
Geriye dönüp baktığımızda, programın 2025 yılı çağrı döneminde Kırşehir’den sadece tek bir yatırımcının talepte bulunduğunu ve bu projenin desteklenmeye uygun görüldüğünü öğreniyoruz.
Evet, yanlış okumadınız; koca bir şehirde sadece bir el uzandı o teşviklere. Neyse ki o tek başvuru, Kırşehir için bir kazanıma dönüştü. Flakon ve Cam Ambalaj Üretimi üzerine yapılacak olan bu 4 milyar 166 milyon TL’lik stratejik yatırım, kozmetikten ilaca, gıdadan kimyaya kadar birçok sektöre yüksek katma değer sağlarken, yaklaşık 224 hemşerimize de yeni istihdam kapısı olacak.
Tek bir yatırımcının bile şehre katacağı bu değer ortadayken insan düşünmeden edemiyor: Ya başvuru sayısı daha fazla olsaydı?
Bu teşvikler, içinde bulunduğumuz 2026 yılında yeniden duyuruldu. Konuyu biraz araştırdığımda öğrendiğim bilgiler, bu yılki müracaatların da maalesef bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olduğu yönünde.
Gelen az sayıda talebin ise seracılık, termal otel ve yem üretimi konularında olduğunu duydum.
Elbette bu alanlar da şehrimizin jeotermal potansiyeli ve tarım altyapısı için çok kıymetli. Ancak bu devasa destek paketinin yanında, müracaat sayısının bu denli az kalması hepimizi derin derin düşündürmeli.
Başta Ticaret ve Sanayi Odası, iş insanlarımızı bünyesinde barındıran MÜSİAD, OSB yönetimi ve Ticaret Borsası gibi sivil toplum kuruluşları, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü gibi kurumlar, müracaat aşamasında agresif bilgilendirme toplantıları yaparak iş insanlarımızı teşvik etmelidir.
Hatta bu kritik bilgilendirme süreçlerine bizzat Kırşehir Valimiz Sayın M. Sefa Demiryürek de nezaret ve himaye etmelidir.
Bu cümleleri yazarken adı geçen kurumların hiçbir şey yapmadığını iddia etmiyorum; ancak gündemi çok yakından takip eden bir gazeteci olarak, bu konuda ses getiren, yatırımcıyı ateşleyen bir çalışmanın yapıldığını henüz duymadım.
İş insanlarımız da artık daha istekli ve cesur davranmak zorunda. Babalarından devraldıkları işletmeleri, üzerine hiçbir şey koymadan aynen çocuklarına bırakmak doğru bir ticaret anlayışı değildir. En azından, birçoğunu yakından tanıdığımız ve babalarına kıyasla yatırım konusunda daha vizyoner daha cesur olan o genç kuşağın, çocuklarının önünü açmaları gerekir.
Tam da bu noktada, yıllar önce Kırşehir eski Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’den dinlediğim ve hafızamdan silinmeyen bir anıyı aktarmak istiyorum:
Dönemin Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci ile şehrimizde görev yapan bir valimiz, Uzun Çarşı’da esnaf ziyaretine çıkarlar. Lehim yapan, bıçak bileyen, küçük malzemeler satan ve hepimize nostaljik gelen tarihi bir işyerine uğrarlar. İşyeri sahibi, dükkanın dedesinden babasına, babasından da kendisine intikal ettiğini; üç nesildir hiç değiştirmeden aynı işi yaptıklarını gururla anlatır.
Dükkandan çıktıktan sonra Yaşar Bahçeci, “Sayın Valim, ne güzel… İşyerini hiç bozmadan, geleneksel dokuyu koruyarak bir asra yakın yaşatmışlar, tebrik etmek lazım” minvalinde bir yorum yapar.
Vali Bey ise şöyle cevap verir: “Başkanım, ben öyle düşünmüyorum. Aslında tebrik etmek değil, uyarmak lazım. Dedesinin kurduğu işyerine ne babası ne de kendisi tek bir yenilik getirmemiş, dükkana yeni tek bir çivi dahi çakmamışlar. Bence ziyandalar…”
Ben de buradan Kırşehirli iş insanlarımıza sesleniyorum: Evet, babanızdan devraldığınız veya kendi kurduğunuz işletmeleri, torunlarınıza aynı durağanlıkla devretmeyin. Devletin sağladığı bu devasa teşviklerden faydalanarak işletmelerinizi büyütün; yüksek katma değer üreten, Kırşehir’in ve ülkemizin ekonomisine, istihdamına yön veren birer güç haline getirin.
Hazır devlet, yerelde kalkınma için kapıyı sonuna kadar açmışken; kalkınma ajansları ve yatırım destek ofisleri elini taşın altına koymuşken…
Yatırım yerinden vergi indirimine, sigorta primi desteğinden milyonlarca liralık nakdi ve finansal desteğe kadar her şey masadayken, Kırşehir’in değerli iş insanlarına, girişimcilerine ve sivil toplum kuruluşlarına sormak hakkımız:
Bu çekingenlik niye? Şehrimizi katma değerli üretimle büyütecek o cesur adımları atmak için daha neyi bekliyoruz?
“Buradan kentte yapılan her işi, her yatırımı, her çalışmayı yok sayıp sadece ortalıkta ahkam kesenlere sesleniyorum: Lütfen bu teşvikleri yazın, duyurun, iş insanlarını teşvik edin. Devletin sağladığı imkanları anlatın. Sırf iktidarı, onun vekilini, temsilcisini eleştirmek ne size ne de bu şehre fayda sağlar.
Son söz olarak; Kırşehir’in potansiyeli ve enerjisi bu durağanlığı asla hak etmiyor.
Gelin, bu teşviklerden faydalanın.
El birliğiyle Kırşehir’i ekonomik olarak ayağa kaldıralım; çünkü başka Kırşehir yok!
Osman DEMİR
